Skip to main content

Avustralya’da Yaşam: Evimize taşındık!

Melbourne’a taşınalı 3 ay oldu ve biz buradaki ilk kalıcı evimize 8 Ağustos 2017 itibariyle taşındık. İstanbul’dayken bu zamanların hayalini kurar heyecandan yerimde duramazdım. Geçen hafta ise kurduğum o hayalin gerçekleşmesine tanıklık ettim. Bu yazımda biraz ev bulma sürecimizden, biraz Melbourne’daki ev bulma süreçlerinden ve biracık da evin bana hissettirdiklerinden bahsedeceğim.

Melbourne’da ev arama süreci

Çok kısaca Melbourne’daki ev kiralama sürecinden de bahsetmek istiyorum. Kiralık evleri bulabileceğiniz birkaç tane websitesi var. Bunlardan en popüler olanı realestate.com.au. Bu siteler aracılığıyla kiralık evleri listeleyebiliyor, bütçenize, oturmak istediğiniz bölgeye ve diğer kriterlerinize göre filtreleme yaparak ev arama sürecine başlayabilirsiniz. Beğendiğiniz evleri belirledikten sonra “inspection” yani bizdeki “evi bi göreyim” eylemi için yine websitesi üzerinden randevu alıyorsunuz. Eğer beğendiğiniz ev için yakın tarihte bi inspection yok ise o evin satış temsilcisine mail atıp, evi görmek istediğinizi belirtebilirsiniz. Ev inspectiona açıldığı zaman size de bi bilgilendirme maili geliyor.

Randevu tarihinde eve bakıp, eğer evi beğenirseniz kiralamak için başvuru yapabilirsiniz. Evet, Melbourne’da hatta Avustralya’da bizdeki gibi evi görüp “Tamam, tuttum ben bu evi” deme gibi bi durumunuz yok. Başvuru sürecinde ise ev sahibine kendinizi anlatan bir mektup yazıp, ekine maddi durumunuzu gösteren belgeler varsa bir önceki ev sahibinizden alınan referans mektubu gibi şeyler eklemeniz gerekiyor. Aslında bu ülkede ev bulma süreci ile iş arama süreci arasında pek fark yok gibi :) Bazı ev sahipleri evde yaşayacak kişi sayısına göre minimum yıllık kazancınız şu kadar olması gerekiyor diye öncesinden bilgi de verebiliyor. Eğer yıllık kazancınız belirtilen rakamın altındaysa boşuna inspectiona gitmeyin yani :) Evden önce iş bulduysanız bu da ev bulma sürecinizi kolaylaştırıyor. Tüm bu evrakların yanı sıra bir de emlak firmasının başvuru formunu doldurmanız gerekiyor. Bu formda bir de “bu eve vereceğiniz kira nedir” sorusu bulunuyor. Bunu görünce “bu evin kirası zaten yazılıydı” gibi düşünebilirsiniz fakat genellikle belirtilen o rakam evin minimum kiralama rakamı oluyor. Yani sizin bu forma o rakamdan daha yüksek bir rakam yazmanız gerekiyor :)

Diyelim ki ev sahibi evini size kiralamaya karar verdi. Bir sonraki aşama kira sözleşmesi. Fakat evin mevcut durumunu anlatan, neler yapıp, neler yapamayacağınızı belirten bayağı detaylı bi kira sözleşmesi. Sözleşmeyi de yaptıktan sonra TEBRİKLER! Melbourne’da artık bi eviniz var :)

Ya da diyelim ki her şeyi yaptınız. Evin kirasını da yaklaşık %15-20 yüksek yazdınız Başvurunuz yine de olumsuz sonuçlanabilir. Fakat bu demek değil ki evsiz kalacaksınız :) Eninde sonunda sizi de beğenen bi ev sahibi çıkacak merak etmeyin :)

p.s: Eğer özel oda veya paylaşımlı oda kiralamak isterseniz gumtree.com.au ve Facebook grupları bunun için daha uygun. Facebook grubu olarak Fairy Floss Real Estate’i tavsiye edebilirim. Gün içinde çok sayıda ilan çıkıyor.

p.s: Ev kiralama süreci ile ilgili spesifik başka sorularınız varsa mail veya mesaj atabilirsiniz. Elimden geldiğinde yardımcı olurum :)

Bizim ev arama sürecimiz

Seyahat etmeden önce gideceğim yerlerle ilgili araştırma yapmaktan çok keyif alsam da Melbourne ile ilgili spesifik bir araştırma yapmadım. Bunun sebebi yaşayacağım yeri kendi hislerimle deneyimlemek istememden kaynaklanıyordu. Bu yüzden Avustralya’ya taşınıp bloglarında kendi ev bulma deneyimlerini anlatan kişilerin yazısı da dahil bu süreçle ilgili hiçbir yazı okumadım, araştırma yapmadım. Ev bulmak kolay mıdır, zor mudur diye düşünmedim. Nasıl olsa buraya gelince ev arayacaktık ve tüm süreci kendimiz deneyimleyecektik. Nitekim Melbourne’a taşındıktan 20 gün sonra ev aramaya başladık.

Öncelikle realestate.com.au üzerinden bi üyelik oluşturduk ve belirlediğimiz bütçe içinde kalarak akşamlarımızı bilgisayar başında ev listeleyip, inspection için randevu alarak geçirdik. Daha sonra bisikletlerimize atlayıp inspection’lara gitmeye başladık.

Melbourne’ın hiçbir yerinde görmediğimiz kalabalığı ev ararken gördük

Inspection’a ilk gittiğimiz ev St. Kilda’da bi stüdyo daireydi. Fotoğraflardan oldukça küçük olduğu zaten belliydi fakat inspection’ı en yakın olan ev o olunca heyecanla gidip, görelim dedik. Evin önüne geldiğimizde bizim haricimizde 12 kişi falan daha vardı. Bi stüdyo daireye bile bu kadar kişi mi gelmişti. İlk şaşkınlığımızı bu kalabalıkla yaşadık. İkinci şaşkınlığımızı ise apartmanın içine girince yaşadık. Çünkü apartmanın içi küçük küçük bölmelerden oluşuyordu. Evet, bu bölmeler bakın oda demiyorum bölme diyorum. İşte bu bölmeleri kiralıyorlardı. Ben sadece kapıdan bakıp, çıktım. Küçük demeye dilim varmıyor o derece haha :) O gün aynı bölgede ikinci bi evin inspection’ına gittik. İlk eve bakmaya gelen kişilerin yarısı yine ordaydı. Bu sefer baktığımız ev 1+1’di ve kalabalık merdivenlere taşmıştı :) Görünüşe göre evde bebekli ve köpekli bi aile yaşıyordu fakat koltuk ile tv arasındaki mesafe bir büyük adım genişliğinde bile yoktu :) O gün ev arayışımızın ilk günüydü ve bu iki evden sonra yapılacak en güzel şey gidip marketten sandviç-şarap alıp piknik yapmaktı. Biz de öyle yaptık :))

İnternetten görüp bayıldığım ve ay umarım bu evi kiralarız dediğim eve baktığımız günü anlatmak istiyorum size. Ev çok sevdiğimiz bölge olan Brunswick’teydi. Inspection için kapıda emlak görevlisini beklediğimiz sırada evin dışına bayıldım zaten. Neyse kapı açıldı içeri girdik. Cemal ile şaşkın şaşkın birbirimize bakıyoruz. Şoktayız. Çünkü bu evin gerçekten fotoğraflardaki evle ALAKASI YOK! Yani o kadar alakasız ki adı yatak odası olan yere çift kişilik yatağın girmesi MÜMKÜN DEĞİL! Eve bakmaya gelen diğer herkesle birlikte şok yaşıyoruz hahahaha! Emlak görevlisi de şokta. Evet biraz küçükmüş diyor hahahha halbuki 1+1 :)

Neyse biz gördüğümüz 4 evden sonra fotoğraflara çok da şey etmemek gerektiğini anlamış olduk. Fakat bir an bile ev bulamayacağımızı falan düşünmedik. Heyecanımızdan eksilen hiçbir şey olmadı. Açtık kucağımızı bu deneyime bazen keyifle, bazen şaşkınlıkla, bazen de merakla…

Evimizi bulduğumuz an

Bu dışı seni içi beni yakan evi gördükten sonra Neşe’den gelen mesajla Melbourne’daki ilk kalıcı evimizi bulduk :) Neşe’lerin evinin bulunduğu yerde onların evi haricinde bi tane daha evleri vardı. Aslında şekli ev olan ama ev değil de depo olarak kullanılan bi yer. Bu depoyu artık eve çevirmek istediklerini ve istersek bize kiralayabileceklerini söylediler. Biz zaten evin dışına ilk günden beri bayılmıştık. Instagram’ın çok tatlı bi ev emojisi var ya işte aynen onun gibi. Böyle masal evi gibi bi şeydi bizim için orası.

Fakat dediğim gibi depo olarak kullanıldığı için evin içi aşırı bakımsızdı. Hatta tuvalet-banyo-mutfak gibi şeyler bile yoktu. Akşam hep birlikte oturup, konuştuk ve kiralamayı kabul ettik. Cemal ve Neşe’nin eşi o hafta sonu evin içini boşaltarak çalışmalara başladı. Biz Melbourne’da sokak sokak kiralık ev ararken meğerse o bizim yanı başımızdaymış :) Bir anda kendimizi kalacağımız evin tadilatını yaparken bulduk :) Neydi hayat siz planlar yaparken başınıza gelenlerdi :))

Tüm bunlar Mayıs ayı sonuna falan denk geliyor. Fakat biz evimize tam 2 ay sonra taşınabildik. Tüm bu tadilat süreci ve deponun ev haline getirilme süreci beklediğimizden daha uzun sürdü. Kendimize ait bir alan ihtiyacımız bizi zaman zaman zorladı. Bununla birlikte duvarın boyasına, zeminin malzemesine karar vermek ve tüm sürece dahil olmak harikaydı. Düşünsenize resmen ortaya tatlı mı tatlı bi yaşam alanı çıkardık.

Böylelikle Neşe ile komşu olduk :) Aaaa Oscar sizinle mi kalacak sorularının cevabını da böylelikle vermiş olduğumu düşünüyorum :)

Hayalim Melbourne’da minik, ferah, yüksek tavanlı, bahçeli ve ışık dolu bi evdi, oldu. Geçen gün biri yazmış ki pozitif düşüncenin gerçekleşmiş halisin. Çok mutlu oldum. İnsan gerçekten düşündüğünü yaşıyor. Hiçbirimiz birbirimizden az ya da çok şanslı değiliz aslında.

Bu şehirdeki en kolay şeylerden biri ev kurmak

Bu şehirde ev bulmak belki çok kolay değil ama inanın bu şehirde ev kurmak çok kolay. Her bütçeye göre eşya satın alabileceğiniz yerler var. Fakat ucuz diye tasarımı kötü ya da sıradan eşya diye bi şey yok. İstanbul’da çok beğenip, alamadığım birçok şeyi burada satın alabiliyorum. İkinci el eşya kullanımı inanılmaz yaygın. Facebook’ta ikinci el eşya satışı olan o kadar çok grup var ki. Hatta bazı insanlar artık ihtiyaç duymadığı eşyaları ücretsiz bi şekilde veriyor. Ücretsiz eşyaları bu Facebook gruplarında bulabileceğiniz gibi gumtree.com.au’da da bulabilirsiniz. Ücretsiz yüzyıllık piyano veren bile var :) Bir de mağazaların clearance bölümleri oluyor. Mesela biri bi koltuğu almış, 2-3 hafta kullanmış, beğenmemiş ve iade etmiş. Koltuğun satış ücreti 1000 dolarken, bu yüzden 200 dolara satın alabiliyorsunuz. Biz koltuğumuzu bu şekilde 200 dolara aldık.

Burada insanlar bi şey satın almadan önce genellikle ikinci eli varsa ona yöneliyor. Bi tüketim çılgınlığı yok. En sevdiğim ve sadece burda gördüğüm bi diğer şey ise artık ihtiyaç duyulmayan eşyaların kapının önüne konulması. Fakat atmak demiyorum dikkat edin. Kapının önüne düzgün bi şekilde konulmuş eşyalar arasında çamaşır makinası, laptop, saç kurutma makinası, yatak, halı, tabak-çanak, masa, sandalye, koltuk, buzdolabı gibi birçok eşya var. Her gün bi bölgenin kapının önüne eşya koyma günü. Biz gezmek için dışarı çıkıp, kapının önünde tesadüfen görüp aldığımız eşyalarla eve döndüğümüz çok oldu. Ütü, hasır sepetler, saç kurutma makinası, şifonyer, yatak başı bunlardan sadece bazıları :) Mesela bi akşam bulduğumuz yatak başı 3 gün önce mağazada görüp, fiyatı bizim satın aldığımıza göre daha yüksek olduğu için almadığımız yatak başıydı :) Satın aldığımızı geri verdik ve hiç para ödemeden yatak çerçevemiz olmuş oldu :)

Kapının önünden eşya almak hiç yaptığımız, alışkın olmadığımız ve hatta yapsa yapsa evsizlerin yapabileceği bi şeydi bizim için. Yeni yaşantımız ev bulmaktan, iş bulmaktan daha fazlası aslında. Kişiliklerimiz, hayata bakışımız, düşüncelerimiz bile bi değişimden geçiyor. Sanıyorum bu kadar büyük bi değişimi başka türlü yaşayamazdım.

Tatlişko evimiz

İstanbul’daki evimizde 3,5 yıl geçirdik. İlk kiraladığımız zamanki hali ile evi boşalttığımız zamanki hali arasına sığdırdığımız onca an’ı kolilemek kolay olmadı. Çerçeveleri kaldırdığımda altından çıkan izlere bakıp gözyaşlarına boğulduğum anlar çok net aklımda. Kıyafetlerimi ihtiyacı olanlara dağıtması için anneme bırakmak üzere ayırırken bile  “şu gömleği hatırladın mı ilk buluşmamızda giymiştim” ya da “bu elbiseyi şu seyahatimizde giymiştim” diyerek sızlanmıştım. Fakat evi tam olarak boşaltıp, Avustralya bavulumuzu da hazırlayınca bana bi rahatlama bi hafifleme hissi geldi. Ne çok almışım, ne çok tüketmişim, ne çok toplamışım ve ne çok saklamışım dedim kendi kendime. Sonra Melbourne’da bi hayat kurarken ihtiyacımız olmayan hiçbir şeyi almayacağımıza söz verdik. Çok iyi gittiğimizi söyleyebilirim. Çok beğendiğim için tüm tabakları eve doldurmadım. Evde neredeyse her şeyden bir tane var. 1 tane koltuk, 1 tane salata tabağı, 1 tane sehpa, 1 tane havlu, 1 tane su şişesi, 1 tane tencere… Ve çok hafif hissediyorum. Hakikaten sade, minimal bi ev oldu. Renkleri çok sevsem de yeni evimizde daha doğal renkler ve malzemeler olsun istedim. Şuan için evin durumu aldığımız şeyleri açıp koyduğumuz bi düzende. Hayalini kurduğum onlarca dekorasyon fikri var tabii ki. Baktıkça bize ilham veren bi duvar, bitkiler, meditasyon köşem… Bakalım nasıl bi şey çıkacak ortaya :) Ben de heyecanlıyım.

Dünya Benim Evim…

Ev deyince zihnime bir sürü şey hücum ediyor. Ev derken kastettiğim şey dört tarafı duvarlarla çevrili bi yer değil. Ev kelimesinin bende hissettirdiği ilk şey güven duygusu oluyor. Kendimi güvende hissettiğim yer. Bu bazen bi otel odası, bazen doğanın kalbinde bi çadır, bazen sevdiğim bi insanın yanı, bazen bi oda. Ev gerçekten kalbinin sevgiyle ve huzurla attığı her yer bence. Melbourne, hayatımın bu dönemine “ev sahipliği” yapacak yer olabilir ama dünya benim evim…

Avustralya’ya taşınmamızla ilgili diğer yazılara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Dünyaya tekrar gelsem nasıl bir hayat isterdim?

Konfor alanının dışına doğru çıkarken

Neden Avustralya’ya taşındık?

Avustralya’ya nasıl taşındık?

Avustralya’ya taşınmadan önceki son günler

Avustralya’da Yaşam: Yeni hayatımızın ilk günü

Avustralya’da Yaşam: Melbourne’da Geçen 2 Ay Part I 

Avustralya’da Yaşam: Melbourne’da Geçen 2 Ay Part II

Dünya Benim Evim’i Facebook ve Instagram hesaplarından takip edebilirsi

Avustralya’da Yaşam: Evimize taşındık!” hakkında 27 yorum

  1. Yazınızı büyük bir heyecanla bekliyorum Yeni evinizde güle güle oturun. Fethiye den sevgilerle

  2. İlk yorum benden ☺️
    Neşe ile komşu olmanız ve oscarın senin blog yazılarına eşlik etmeye devam edecek olması ne kadar güzel🙈 Her bulduğumuzu evlerimize doldurup yaşam alanımızı kısıtlamak kendimize yaptığımız en kötü şey olsa gerek bu minnoş evde bize kimbilir ne güzel yazılar yazacaksın
    sabırsızlıkla bekliyoruz 😍😍
    İzmirden sevgiler 💞

    1. :) Çok teşekkür ederim. İhtiyaç duyduğumuzdan daha fazla şeye sahip olmak gerçekten gereksiz. Böyle çok hafiflemiş hissediyorum.

  3. Merhaba,
    Yeni yazım sendromsuz pazartesi demek :) Yazını okurken sanki sen masal kahramanısın, bende masalı okuyan kişiyim gibi hissettim ve yazının sonuna geldiğimde masalı okuyup bitirmişim gibi üzüldüm. Daha uzun yazmalısın please :))) Evrene olumlu enerji gönderdiğin sürece evren de senin için boş durmayacaktır. Yeni hayatınız size mutluluk getirsin. Umarım bir gün tanışma fırsatımız olur.

    1. Hahahaha :) çok teşekkür ederim. Söylediğiniz her şey çok güzel. Daha uzun yazarım tabii ki ama sıkmak istemiyorum :)) Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim.

  4. Hayata hep boyle guzel bak olur mu😊 enerjini hep yuksek tut. Umarım bi gun evinin bahcesinde kahve icme sansim olur.

  5. Pazartesiye mutlu başlama sebebim senin yazın😊 yine yavaş okuyacagim deyip bir soluk okudum. Bu arada özellikle bu evi tutmaniza bence en çok Oscar sevinmistir😁 yeni yazılarını yine heyecanla bekliyorum😙

    1. Senin mesajların da benim için mutluluk sebebi <3 Oscar kesinlikle bu duruma çok sevindi. Hahaha :)

  6. Her yazdığın yazıyı okurken gözlerim doluyor. Çok duygulanıyorum. Law of Attarctiona ben uzun süredir inanıyorum ve deneyimliyorum. Ama senin yaşadıklarını görünce çok daha mutlu oluyorum. Eviniz çok güzel çok sevimli ve siz çok tatlısınız. Ama merak etmeden duramayacağım. Bir depoda banyo yaratmak sizi zorladımı? O tür kısımlarla nasıl baş ettiniz? Bir de iş bulma sürecinizle ilgili yazı yazarsanız çok sevinirim
    Başarılar size

    1. Yaaaa gözleriniz dolmasın :) Hayatım çekim yasası ile tanıştıktan önce ve sonra olmak üzere ikiye ayrılıyor :) İnanmanız beni çok mutlu etti. Depo dediğime bakmayın. Depo olarak kullanılmış fakat aslında ev olarak inşaa edilmiş. En çok zorlayan kısım tesisat oldu. Fakat minni minnacık bi evimiz oldu :)

  7. eviniz çok tatlı görünüyor. umarım her şey gönlünüzce olmaya devam eder.
    aralık’ta ordayız. kapınızı çalarız :)

  8. En güzel ev içinde mutlu, huzurlu olduğun, sevdiğinle beraber olduğun evdir. Büyüklüğü, lüksü veya diğer özellikleri önemli değil. Mutluluğunuz hiç eksilmesin.

    1. Namık bey merhaba, Güzel ve içten yorumlarınızı bizimle paylaştığınız için çok mutluyuz. Size kesinlikle katılıyorum. Çok sevgiler

  9. Merhabalar;

    Sizi instagram’dan takip ediyorum, yazılarınızı okumak için ancak fırsatım oldu.
    Okurken inanılmaz bir şekilde heyecanınızı hissettim. Bende benzer duygular ve düşünceler içerisindeyim.Hepsini gerçekleştirmek için fırsat bulmanız harika. Sizi takip ediyor olmak bile keyif veriyor.
    Umarım tüm dilekleriniz gerçekleşir.
    Sevgiler,

    1. Yazılarımı okurken heyecanımı size hissettirmiş olmam benim için büyük mutluluk. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim.

  10. Canımmmmm,

    Bir süredir instagramdan uzaklaştım ve en çok özlediklerimdensin, işe başladım ve bu öğlen arası yemeğe geç inip zevkle yazılarını okumaya ayırdım. Nasıl güzelsin sen ya kelimeler yetmiyor anlatmaya, Evren senin için hep hayallerini hazırlasın inşallah, seni çok seviyorum… Sonraki yazında iş bulmayı anlatmanı heyecanla bekliyorum, belki bir gün bize de kısmet olur, çok istiyorum ama evreni bekliyorum…
    Sevgiyle kalın, Cemal’e , Neşe’ye de selamlar….

    1. Canım benim biliyor musun daha birkaç gün önce Selda sanki hiç paylaşım yapmıyor diye düşünmüştüm. Sonra bu yorumdan sonra profiline baktım, seni çok iyi anlıyorum canım. Hatta birçok noktaya da katılıyorum. Güzel mesajın beni hep çok mutlu ediyor. Seni seviyor ve kocaman sarılıyorum.

  11. ben daha mutsuz olduğum işimden istifa etmek için aylardır düşünürken, sizin her şeyi bırakıp bambaşka bir yaşama gitmeniz, yanınızda bi o kadar da her şeyi götürmeniz, ikiniz, eviniz, kararlılığınız ne kadar da büyüleyici:)
    lütfen yazzmaya devam edin. yazmaya, ilham vermeye, cesaret vermeye.. sevgilerle

  12. Merhabalar, iş bulmanıza da çok sevinmiştim, ama evinizin olması beni daha da rahatlattı sizin için. Olaylara pozitif yaklaşım işe yarıyor. Sanki ev olunca daha bir yerleşilmiş oluyor o ülkeye gibi hissettim. Güle güle oturun. Nasıl sevimli bir ev, bayıldım gerçekten. Her şey gönlünüzce olsun, sevgilerimle

  13. Merhaba. Kayseri’den selamlar. Bugün hastanede nöbetteyim. Kurban bayramı münasebetiyle, kaçtığınız ülkemizin her yıl değişmeyen ilk gün gündemini oluşturan kendini de kurban eden çakma kasapları bir bir hastaneye gelirken ben bir yandan şarm el şeyhle ilgili kim ne tavsiye etmiş diye bakınırken blogunu farkettim. Önce o konuyu okudum, dalış yazında heyecanını hissettim ve bitince onca diğer gezdiğin yer değilde Avustralya yazıları dikkatimi çekti. Tavsiyen doğrultusunda en baştan okumaya başladım. Yorum yapmak içinde son yazının sonuna kadar bekledim. Senin yazılarını okurken sonrasındaki yorumları da okuyum dedim ama bir süre sonra sana(size) imrenen takipçi yazıları (kötü bişey demiyorum bu arada:) ) çoğalmaya başlayınca ve ben yazılarının devamı için sabırsızlandığımı farkedince bıraktım. Son yazıdan sonra da epey vakit olmuş aslında yazmayalı. Ya biriktiriyorsun ya da vakit mi yok yine yeni yaşamda da. Blog yazmakla ilgili isyan yazında güzel olmuş, bende gezip gördüklerimi yazmakla ilgili düşünmüş ve o isyan yazılarındaki sebeplerle ve bir fark yaratmamın zor olacağı düşüncesiyle vazgeçmiştim :) Sen zaten okurken heyecanı yaşatan tarzın sayesinde bir fark yaratmış olmanın ötesinde bence artık bir gezi yazarı değil bir yeni yaşam yazarı olmakla blogunu çeşitlendirmiş ve asıl farkı burada yaratmışsın. Bu işi yapanlar gezip yuvaya dönen , bazende artık gezmeyi iş ve hırs haline dönüştürmüş, skor odaklı olmuşken senin bu anlamda fark yaratıyor olman ve bence bu işi bu tarafa yöneltmeyi ve geliştirmeyi planlaman başarına başarı katacaktır. Bi dakka ya, galiba ben kendi isteğim doğrultusunda seni yönelndirmeye çalışıyorum. Burda durayım ben en iyisi. Takipteyim müsadenle, bakalım neler olacak duygusuyla :) İkinizde sağlıcakla kalın.
    Not: Yorumlara baktığımda görünen o ki, ya ülkemizde çoğunlukla kadınların gezmeye ya da bu tip değişimlere ihtiyacı var ya da erkeklerde okuyor ama birkaç kişi dışında yorum yazmıyor :)

  14. Yine mükemmel yine gerçek yine sıcacık…
    Hayata baktığın pozitif gözle birlikte sadece kendini değil, bu yazılarınla birlikte bizi de olumlu enerjilerle donatıyorsun…
    Ha bir de söylemeden edemeyeceğim; blog sayfanın Avustralya’ya taşınmakla birlikle daha da kişiselleşmesi, gezi yazıları bloğundan biraz biraz daha sıyrılmış olması bence çok iyi bir gelişme. Neden mi ?
    1) bu sayede bizler senin gibi sıcak ve gerçek birini tanıma fırsatı bulduk (çünkü etrafta gösteriş meraklısı ve samimiyetten yoksun o kadar çok gezgin/ insan var ki… Çokcasını yakından takip etmeye çalışıyorum ve malesef üzülerek söylüyorum :[ )
    2) kişisel yazılar yani içinde saf duyguları barındıran, aslında insana asıl ilham veren şey bu yansıttığın enerji
    3) hayatın akışındaki olumsuzluklara hep ‘kahretsin’ diyerek değil de, “ya önemli olan o andan keyf almak, önemli olan bunun da yaşattığı tecrübeye iyi ki diyebilmek” şeklinde yaklaşabileceğimi inan ki seninle daha çok öğrendim …
    ***
    Bunu böylece uzun uzun anlatabilirim.. Aslında neler yazmak istiyorum da :) malesef koşturmacalar içinde çok zaman bulamıyorum.
    ***
    İşin özü sözü = Harika bir şey yapıyorsun ne olur durma , devam et..

    PS: bir ay geçmiş en son yazıdan, yenisini bekliyoruz artık lütfen ;) Eşine sevgiler… Sağlıcakla kalın.

  15. canımmmm bir kaç günde bir açıp bakıyorum yazı yok, seniiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii çooook özledimmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm ……

  16. Merhabalar, Şu anda Visa190 ömür boyu çalışma ve yaşam vizemizin sonucunu bekliyoruz. Eşim aşçı ve ben de HR’cıyım. Rotamız Melbourne olacak. Yazılarınızı okuduk ve aynı hissiyatlar, endişeler ve hayallerle dolu olduğumuzu fark ettik. Oraya gelince de mutlaka bir araya gelmek isteriz. “Think Positive, act positive” ile dolu dolu yaşayın ve hiç bırakmayın. Şans sizinle olsun. Kocaman sevgiler öpücükler…
    Aydan&Serkan Talaslı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir