Skip to main content

24 Saatte Trabzon’da Gezilecek Yerler ve Yeme İçme Önerileri

Avrupa’da gördüğüm yer kadar Türkiye’de şehir görmemişimdir. Durun, hemen kızmayın. Sebeplerim var. Ne zaman Türkiye’de gitmek istediğim yerin biletlerine ve konaklama seçeneklerine baksam hep Avrupa’daki birçok şehirden yüksek rakamlar çıktı ve ben o parayı her zaman gidebileceğimi bildiğim bir yer yerine hayatımda belki bir kere göreceğim Avrupa şehirlerine gitmekten yana kullandım. Diğer bir sebep ise sevgilimin işi gereği Türkiye içinde neredeyse gezmedik yer bırakmaması. Ben hep ondan dinledim ve baktım hiç heyecanlı anlatmıyor gitmesem de olur galiba diye düşündüm.

Türkiye’nin her bölgesinden bir şehir görmüştüm fakat Karadeniz’e hiç gitmemiştim. THY şehir içi kampanya yapınca Ekim ayı için Trabzon’a bilet aldık ve böylelikle Karadeniz seyahat deneyimini de yaşamış oldum.

Neden Trabzon’a bilet aldık?

Cemal geçen yıl iş için Trabzon’a gittiğinde Sümela Manastırı’na da gitmişti. Onun yolladığı fotoğraflardan Sümela aklımın bir köşesine yerleşmişti. Sonrasında dünyanın farklı yerlerinde gördüğüm manastırlar Sümela Manastırı’na karşı duyduğum merakı daha da arttırdı. Manastırlar genellikle dağlık bölgelere ve hatta kayalıklar oyularak inşaa ediliyor ve ulaşımı oldukça zahmetli oluyor. Bu durum da bana bayağı gizemli geliyor ve içimdeki keşfetme duygusunu harekete geçiriyor. Bu yüzden Trabzon biletini almamızın ilk sebebi Sümela Manastırı’nı görmek diğer sebep ise tabii ki yemek yemekti :)

Trabzon’da araba kiralama nasıl yapılır?

Eğer hafta sonu için Trabzon’a bilet alıp gelmişken etrafı da göreyim diye düşünüyorsanız araba kiralayarak gezmenizi tavsiye ederim. Trabzon’da araba kiralayabileceğiniz birçok uluslararası firma olduğu gibi yerel araba kiralama şirketleri de var. Benim tavsiyem mutlaka Trabzon’a varmadan önce araba kiralamanızı online yapmanız. Biz aracımızı daha uygun fiyatlı olduğu için Garenta’dan yaptık ve Opel Astra araç için günlük 85 lira ödedik.

Bilsen iyi olur: Eğer planınızda Rize’deki Palovit yaylası gibi yüksek yerleri görmek varsa mutlaka jeep tarzı araç kiralamalısınız. Biz Opel Astra ile gidebildiğimiz yere kadar gitsek de köylüler tarafından aracın uygun olmadığı konusunda uyarıldık ve geri döndük.

Karadeniz’e daha önce gitmememin sebeplerinden biri de bu bölgeye bir iki günün yeterli olmayacağı fikriydi. Fakat nedense sonra bu ön yargımı yenip Karadeniz ile tanışmaya karar verdim. Trabzon ile başladığımız gezimize Rize’yi de katarak 48 saatte Karadeniz’in havasını aldık.

Bu yazım Karadeniz’i gezmeye uzun bir zaman ayıramayanlara geliyor.

Karadeniz’in incisi Trabzon’da yapmadan dönme listesi

  1. Trabzon’u Boztepe’den izleyin

Boztepe, konum itibariyle şehrin tepesine kurulu bir bölge. Trabzonlular güneşin doğuşunun ve batışının en güzel Boztepe’den izlendiğini söylüyor. Trabzon seyahatinizde siz de Boztepe’ye gelip hem Trabzon’u kuşbakışı izleyebilir hem de lezzetli Karadeniz çayı eşliğinde kahvaltınızı yapabilirsiniz. Biz hem sabah saatlerinde hem de akşam güneş batarken Boztepe’ye çıkıp manzaranın keyfini yaşadık.

Trabzon’da kahvaltı için Cephanelik’i tavsiye edebilirim. Akşam güneş batarken ise çayınızı herhangi bir çay bahçesinde oturup içebilirsiniz. Eminim hepsinin çayı çok lezzetlidir :)

Cephanelik’te tek kişilik kahvaltı kuymak dâhil 25 lira.

Bilsen iyi olur: Cephanelik’in kahvaltısı muhteşemdi diyemem ama ambiyansı, çayı ve kuymağı çok güzeldi. Bir de eğer benim gibi aklınıza kuymak mı, muhlama mı diye bir soru gelirse cevabı şu; kuymaktaki ana malzeme mısır unuyken, muhlamanın ana malzemesi peynir.

  1. Sümela Manastırı’na uzaktan da olsa bakın

Sümela Manastırı’nın restorasyondan ötürü kapalı olduğunu öğrenmem beni Trabzon’dan 46 km uzaklıktaki o manastıra gitmekten alıkoyamadı. En nihayetinde taşı toprağı altın ülkemizde kaç tane manastır var ki? Trabzon biletini alırken amacımız dünyanın en eski ve en önemli tarihi manastırlarından biri olan Sümela Manastırı’nı görmekti.

Her ne kadar Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın internet sitesinde restorasyonun 1 yıl süreceği yazsa da restorasyon 2018 yılının Ağustos ayına kadar devam edecek. Sümela Manastırı ile ilgili çok fazla bilgi var fakat beni en çok etkileyen kısmı hiçbir yaşam kaynağı olmayan bu tepelere bundan binlerce yıl önce böylesine büyüleyici bir yapının nasıl yapıldığı. Sümela Manastırı’nın hikayesi İncil yazarı Aziz Luka’nın çizdiği Meryem Ana İkonasını Sümela Manastırı’na getirmesi ile başlıyor.

Sümela Manastırı’na giden yolun huzuru, yol boyunca bize eşlik eden nefes kesici doğa ve uzaktan da olsa bu muazzam manastırı görmek çok çok güzeldi. Diyeceğim o ki Sümela Manastırı restorasyonda bile olsa onu uzaktan görmeye mutlaka gidin.

  1. Hamsiköy’de sütlaç yiyin

Sümela Manastırı’ndan dönerken ya da buraya giderken yolunuzun üzerinde sütlacı ile ün salmış, manzarası ile size “böyle yeşil olur mu?” dedirtecek Hamsiköy’e mutlaka uğrayın.

Köye girdiğiniz anda karşınıza bir sürü sütlaçcı çıkacak fakat Hamsiköy’ün en iyi sütlacını Osman Usta yapıyor. Osman ustanın lokantası köyün hemen girişinde ve köşede yer alıyor. 1972 yılından beri hizmet veren Yayla Lokantası’ndaki sütlacı yedikten sonra kendi kendime dedim ki “bu yediğim sütlaç ise önceden yediklerim neydi?” Sütlaç benim en sevdiğim tatlı. Sebebi ise çok basit aslında. Küçükken annem tencere tencere sütlaç yapardı ve okuldan eve sütlaç yemenin hayaliyle gelirdim :) Fakat açıkça itiraf etmeliyim ki Hamsiköy’deki Osman ustanın sütlacı annemin sütlacından bile daha güzeldi! Hamsiköy’de sütlaç yedikten sonra o zamana kadar yediğiniz tüm sütlü tatlılar anlamını yitirecek. Osman usta Hamsiköy sütlacının bu kadar lezzetli olmasının sebebini bölgenin çiçek florasıyla otlayan ineklerin sütüne ve sütlacın uzun süre pişirilmesine bağlıyor.

Osman ustada 1 kâse sütlacın fiyatı 5 lira.

  1. Trabzon’dayken İtalya’daymışsınız gibi hissetmek için Trabzon Müzesini görün

1890’lı yıllarda Trabzon’da yaşayan banker Kostaki çalıştığı bankanın sahibinin kızına âşık olur ve kızı babasından ister. Kızın babası Kostaki’yi kızına layık görmediği için evden kovar. Beni yıkamayan her şey güçlendirir diyen Kostaki (Kostaki böyle demiş mi bilmiyorum) gün gelecek bu evin karşısına daha ihtişamlı bir ev yaptıracağım diyor ve 1898 yılında gerçekten de o kızın evinin karşısına muhteşem bir konak yaptırıyor. İtalyan bir mimarın tasarladığı bu konağı yapan ustalar ve kullanılan malzemeler de İtalya’dan getirtiliyor. Kostaki, şuan Anadolu’nun ayakta kalan tek barok-rokoko örneği olan bu konakta 5 yıldan fazla oturamamış. Çünkü iflas etmiş ve tüm mal varlığına haciz konmuş. Konağı 1917 yılında Nemlioğulları ailesi satın almış.

Zeytinli caddesine girdiğinizde konağın ihtişamlı mimarisi hemen dikkatinizi çekecek. Konak sizi bahçesindeki Tike Tanrıçasının heykeli ve tam instagramlık merdivenleri ile karşılıyor. Konağın giriş katında, giriş kapısının tam karşısında kendinizi İtalya’da bir sarayda gibi hissettirecek kış bahçesi var. Konağın süslemesinde en çok önem verilen kat burası. Buradaki yer döşemeleri, bitkiler ve yukardan yansıyan ışık aklımda kalanlar… Bir de üst katta yine etrafı camlarla kaplı bir salon var. Trabzon’a gidip mutlaka görülmesi gereken bir yer. Trabzonluların çok da fazla şey etmediği bu konağa gidince inanın “iyi ki Trabzon’a gelmişim” diyeceksiniz.

Bilsen iyi olur: Trabzon Müzesi yılın her ayı sabah 9 akşam 7 saatleri arasında açık. Eğer müze kartınız varsa giriş ücretsiz müze kartınız yoksa giriş ücreti 5 lira.

  1. Kalkanoğlu pilavcısında pilav, kavurma ve kuru fasülye yiyin

O kadar Karadeniz yemeği varken Trabzon’a gidip pilav mı yiyeceğim şimdi demeyin. Kalkanoğlu pilavcısının tarihi 1853 yılındaki Osmanlı-Rus savaşına kadar gidiyor. Ordunun yiyecek ihtiyacını karşılamak için Osmanlı’nın pilavcıbaşısı Kalkanoğlu lakaplı Süleyman Ağa Trabzon’a getiriliyor. 1854 yılında savaş bitiyor ama Süleyman Ağa Trabzon’da kalıp pilav satmaya devam ediyor. 1856 yılından beri aynı yerinde hizmet veren Kalkanoğlu pilavcısında adet pilav, kavurma ve kurufasülyeyi birlikte yemek. Dünyada gram ile pilav satan başka bir yer var mıdır bilmiyorum ama Kalkanoğlu pilavcısında pilav gramla satılıyor. Bunun da hikâyesi yine savaş zamanlarına dayanıyor. Dönemin valisi bir gün askerlerin karnını doyuran Süleyman Ağa’nın yanına gidiyor ve pilavı bu şekilde dağıtmak adil değil herkesin eşit bir şekilde yemek yemesi için pilavı terazi ile tart diyor :) İşte o günden bugüne bu gelenek dededen toruna devam ediyor.

Bilsen iyi olur: Siz de benim gibi hayatınızda ilk defa gramla servis edilen pilav yiyecek ve kaç gram söyleyeceğinizi bilmiyorsanız 250 gr yetiyor arkadaşlar. Bir de ben normalde ne pilav severim ne de kavurma fakat hayatımda bu kadar lezzetlisini bir daha yemedim! Bir de hoşaf için mutlaka. Fiyatlar gayet uygun. Kalkanoğlu pilavcısına 16.00’dan önce gitmeye çalışın. Yoksa pilav milav kalmıyor.

Adres: Pazarkapı Mahallesi Tophane Sokak No:3/A Trabzon

  1. 4 bin yıllık şehrin 800 yılına şahitlik eden Trabzon Ayasofya Müzesini görün

Osmanlı devleti kurulmadan yaklaşık 60 yıl önce Bizanslılar tarafından deniz seviyesinden oldukça yüksek bir tepeye yaptırılan Trabzon Ayasofya Müzesi’nin hikâyesi ülkemizde Ayasofya adını taşıyan diğer müzelerle aynı. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethedince bu dini eğitim merkezlerini camiye dönüştürmüş. Trabzon Ayasofya Müzesi Fatih Sultan Mehmet tarafından hemen camiye dönüştürülmemişse de fetihten 100 yıl sonra dönemin padişahı tarafından cami olarak kullanılmaya başlanmış.

Kiliseden camiye, camiden kiliseye ve kiliseden müzeye çevrildikten sonra tekrar camiye çevrilen bu yapının günümüzde sadece küçük bir kısmı müze olarak kullanılıyor. Bu kısımdan içeri girdiğimde üzeri tahribata uğramış İsa’nın doğumu, vaftizi, çarmıha gerilişi ve kıyamet günü gibi sahneleri betimleyen freskleri gördüğümde gerçekten içim acıdı. Dünyanın neresine gidersek gidelim oradaki müzelerde o şehrin tarihine ve kültürüne ait birçok şey öğreniriz. Çünkü müzeler şehirlerin belleğidir ve bu bellek orijinalinden farklı bir şeye dönüştürüldüğünde dünü yarına taşıyamayız. Dünyanın farklı birçok yerinden farklı dine ait insanların ziyarete geldiği Trabzon Ayasofya Müzesi’ni mutlaka görmelisiniz.

İsa’nın doğumu, vaftizi, çarmıha gerilişi, kıyamet günü gibi sahneler betimlenmiştir.

  1.  Bordo Mavi Balık’ta akşam yemeği yiyin

Bordo Mavi Balık’ı Trabzon ile ilgili araştırma yaparken görmemiş olabilirsiniz fakat Trabzonlu arkadaşlarımın önerisi ile gittiğim bu balıkçıya Trabzon’a giden herkesin gitmesini tavsiye ediyorum :) Hayatımda yediğim en muhteşem barbun buğulama ve kabak tatlısı Bordo Mavi Balık’ta. Burada balıklar birbirinden farklı yöntemlerle pişiriliyor. İtiraf etmem gerekirse ben klasik balık yerim diye düşünürken garsonların arka arkaya masaya koyduğu lezzetler gerçekten aklımı başımdan aldı. Bir de aşırı salaş bir yer ve fiyatlar da uygun.

Adres: Mısırlı Mahallesi İpekyolu Caddesi No:2 Boztepe Trabzon

Sabah 8 akşam 11 saatleri arasında açık ve alkol yok :)

  1. Son vuruşu Nejla Hanım’da laz böreği yiyerek yapın

Yiyene kadar börek olduğunu düşündüğüm yedikten sonra ise böyle muhteşem bir tatlıya neden börek demişler ki diye uzun uzun düşündüğüm laz böreği Trabzon’da yediğim en lezzetli şeylerden biriydi. Çıtır çıtır baklava hamuru arasındaki muhallebi şerbetli tatlı ile sütlü tatlı severleri ortak noktada buluşturuyor :) Trabzon’da laz böreği yine Trabzonlı arkadaşlarımın önerisi ile gittiğim Nejla Hanım’da yenir. Buraya kadar gelmişken yolluk da almayı unutmayın derim. Off yine ağzım sulandı!

Adres: Fatih Mahallesi No: 142 Söğütlü, Akçaabat Trabzon

Ben yemedim ama sen ye:

Trabzon yemeğe düşkün herkes için bir cennet. İnanın ben keşke midem daha büyük olsaydı da daha çok yemek yeseydim diye düşünürken buldum kendimi. Benim yiyemeden döndüğüm lezzetleri yemeni çok isterim. Bu önerilerin hepsi Trabzonlulardan o yüzden kendim yiyemesem de gözüm kapalı size önerebilirim.

  • Rüştü’nün fırınında pide
  • Akçaabat Komaroğlu’nda köfte (aşırı küçük bir yer olduğu için yer bulmakta zorluk yaşayabilirsiniz.)
  • Akçay’da döner

Trabzon’a kaç gün ayırmalıyım diye düşünüyorsanız 1 günün yeterli olduğunu söyleyebilirim. Bu yazıda paylaştığım bilgiler dışında sormak istediğiniz bir şey varsa bana mutlaka yazın! :)

Seyahatlerimle ilgili detaylı paylaşımları Dünya Benim Evim’in Facebook ve Instagram hesaplarından takip edebilirsiniz.

24 Saatte Rize Rehberi yazım çok yakında yayında! :)

24 Saatte Trabzon’da Gezilecek Yerler ve Yeme İçme Önerileri” hakkında 13 yorum

  1. Manastırın içine girememiş olmanıza üzüldüm, duymuştum kapalı olduğunu. Ben de sırf Sümela Manastırı için Trabzon’a gitmek isteyenlerdenim.
    Yunanistan’daki Meteora manastırlarını gördükten sonra daha da çok merak eder oldum.

    Ayağınıza sağlık :)

    1. Ben de çok üzüldüm fakat restorasyon daha uzun zaman sürecek. Meteora Manastırını da duymuştum eminim çok güzeldir

  2. Bu yaz uzun bir Karadeniz turu düşünüyoruz. Bu yazı çok iyi oldu teşekkürler. Rize yi merakla bekliyoruz. Sümela nın açık olmamasına üzüldüm. Sevgiler.

    1. Eylül merhaba, Sümela kapalı ama yine de gidin mutlaka. Oraya giden yol o kadar güzel ki. Rize çok yakında! :)

  3. Bir trabzonlu olarak yazinizi begenerek okudum fakat keske uzungolude gorseymissiniz (her ne kadar beton yiginina donsede)
    Fakat yemek konusunda gercekten en iyi yerleri tavsiye etmisssiniz ve cogu lezzetide iska gecmemissiniz :)

    1. Serhat merhaba, Trabzon’u anlatan yazıma bir Trabzonlu’dan böyle bir yorum almak beni çok çok mutlu etti. Uzungöl programımızda vardı aslında ama malesef yetiştiremedim. Trabzon’a her zaman gelinir o yüzden bir dahaki sefere orayı da görürüm umarım. Yemekler efsaneydi! :)

  4. İki sefer gittim Trabzon’a maalesef Sümela nin Kapalı olduğu zamanlara denk geldim artık açılmasını bekleyeceğim 3.sefer gitmek şart oldu…

  5. Trabzonda gittiğiniz yerlerin birbirlerine uzaklıkları ne kadar sürüyor birbirlerine yakın yerler mi

  6. Merhaba
    THY sabah 06:00 uçağı ile gidip gece 22:55 ile dönmeyi düşünüyoruz gelecek haftasonu için bi sürede bu yerleri gezebilirmiyiz uzungole gitmek icin de zaman kalır mı acaba ilkkez gideceğiz ve hiç birşey bilmiyoruz arac kiralayacagiz sizler gibi yardımcı olursanız sevinirim

  7. Merhabalar kalmak için nereyi tavsiye edersiniz bebegimizle geliyoruz yorumlar pek iç açıcı gelmedi

    1. Bizim kaldığımız yer de bebekli kalmaya pek uygun değil. Trabzon’daki Zorlu Hotel olabilir?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir