escort balçova Karşıyaka escort izmir Sonbaharda Yedigoller'de Kamp Yapma Deneyimi | Dünya Benim Evim Skip to main content

Sonbaharda Yedigöller’de Kamp Deneyimi

Geçen yıl Yedigöller’in sonbahar fotoğraflarını gördüğüm an o fotoğrafın içinde olmayı hayal etmiştim. Hayalim sonra sonbaharda Yedigöller’de kamp yapma olarak evirildi. Daha önce hayatımızda hiç çadırda kalmamış, kamp yapmamıştık bu yüzden kamp kurmaya dair hiçbir malzememiz yoktu. İlk iş Decathlon’a gidip çok detaya girmeden ana kamp malzemelerini tamamladık fakat bu sefer de sonbahar mevsimi değildi ve bizim hayalimiz Yedigöller’e sonbaharda gitmekti :) Biz sonbaharı beklerken Yalova Erikli yaylasına gitmeye karar verdik ve ilk kamp deneyimini böylelikle yaşamış olduk.

İlk kamp deneyimi yazımı okumak için tıklayınız.

Ekim ayının gelmesiyle benim aklıma yine Yedigöller düştü. Hem artık sohbahardı hem de havalar Yedigöller’de çok soğumadan artık kamp hayalimi gerçekleştirmek istiyordum. Ofisten arkadaşım Feride ile birkaç ay önce sohbet ederken birlikte bir şeyler yapalım diye konuşmuş, özellikle kamp deneyimini birlikte yaşamalıyız demiştik. Yedigöller’de kamp fikrini ona açtığımda o da sevgilisi ile birlikte böyle bir planları olduğunu söyledi ve hemen tarih belirleyerek bu hafta sonu kaçamağını planlamaya başladık.

Processed with VSCO with a6 preset

Biz Yedigöller’de kamp için nasıl bir planlama yaptık?

Açıkçası zaten ana kamp malzemelerimiz olduğu için birkaç gün önce Feride ile ofiste biraraya gelip hemen bir liste yaptık. Listedeki ana malzemelerden biri uyku tulumuydu. Biz Nisan ayında kamp yaptığımız ve hava güzel olduğu için uyku tulumu almamıştık fakat para verip almak da istemiyorduk. Hemen Interrail’in Facebook’taki yardım sayfasına yazdık ve zaten üniversiteden de arkadaşım olan Hülya bize yardım elini uzattı ve 4 tane uyku tulumu ayarladı :) Tüm planlamayı bu liste üzerinden yaptık ve herkes neyi getirebildiğini paylaştı. Yiyecekleri ise yol üzerindeki Migros’tan aldık.

Yedigöller’de kamp için ihtiyacınız olan malzemeler neler?

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu liste kamp yapma şekline göre değişir. O yüzden önce bizim kamp yapma şeklimizden bahsedeyim. Biz arabayla seyahat ettiğimiz için keyfimiz ve konforumuz için ne gerekliyse alıyoruz. Tabii ki ev konforunu aramıyoruz hatta istemiyoruz ama üşümek istemiyoruz mesela, keyifle yemek yemek istiyoruz, kadehlerimizi tokuşturup şarabımızı yudumlamak istiyoruz ya da vanilyalı filtre kahve ile güne başlamak istiyoruz gibi :) Hatta kendimizle beyaz yakalı stili kamp yapıyoruz diyerek dalga da geçtik. Bir bakın bakalım belki siz de bizim gibisinizdir ve bu liste işinize yarar.

Processed with VSCO with a6 preset

Kamp malzemeleri:

  • Çadır, mat, şişme yatak, şişme yatağı şişirmek için pompa, hem altınıza hem de üstünüze battaniye, uyku tulumu, yastık, çadır içi lamba, sıcak su torbası, sandalye(Bu malzemelerin hepsi soğuk havada doğada minnoş minnoş uyuyabilmek için)
  • Mevsim sonbahar olduğundan ateş yakmak için kuru odun, çıra, ateşi kolay yakabilmeniz için jel, gazete ve büyük odun parçalarını kırmak için balta, mangal kömürü, küçük tüp, çakmak, mangal teli (Küçük tüp hayat kurtarıyor, mangalınız varsa boşuna götürmeyin sadece telini alın çünkü taşları kullanarak ateş yakmanız ve mangal yapmanız daha kolay)

Bilsen iyi olur: Biz kuru odun satan bir yeri Yedigöller’e giden yolda mutlaka buluruz diye düşündük fakat yol üstünde hiç denk gelmedik. Yol üzerinde istiflenmiş odunları görüncede arabaya birkaç tane attık. Yaş odunu tutuşturmak çok zor o yüzden kuru odun konusu çok önemli.

  • Kafa lambası, düdük, sinek ilacı (Karanlıkta kafa lambası çok iş görüyor)
  • Masa örtüsü, bulaşık süngeri, bulaşık deterjanı, çöp poşeti, el sabunu, peçete, ıslak mendil, tuvalet kâğıdı
  • Power bank, hoparlör, kitap, yedek pil, playlist (yemek hazırlarken, ateşin başında otururken müzik dinlemek çok güzel)
  • Marshmallow, pötibör bisküvi, yeşil çay ve tarçın çubuğu, filtre kahve, şarap, su (mangalda pötibör bisküvi arası marshmallow’u mutlaka denemelisiniz. Bir de soğuk havada yeşil çay ve kahve çok iyi gidiyor.)
  • Plastik tabak, çatal, kaşık, bıçak, 1 tane plastik geniş kap, 1 tane orta boy tencere, demlik, french press, kâse, bardak, keskin bıçak, kesme tahtası, tirbuşon, çöp şiş, maşa

Yedigöller’e nasıl gidilir?

Biz Yedigöller’e İstanbul’dan gittik. Sabah 6.45’te Feride ile Mustafa bizi evden aldı ve Anadolu yakasından yola çıkıp İstanbul Ankara otoyolundan Bolu şehir merkezine yaklaşık 2,5-3 saatte vardık. Sabahın erken saati olması sebebiyle hiç trafik yoktu. Bolu’da Migros’tan yiyecek alışverişi yaptık ve Yedigöller tabelalarını takip ederek yaklaşık 42km daha yol aldık ve yaklaşık 3,5-4 saatte Yedigöller Milli Parkı’na vardık.

Processed with VSCO with a6 preset

Yedigöller’e gidiş yolu bozuk mu?

Bolu’dan Yedigöller’e gidiş yolunun ne kadar kötü olduğu ile ilgili birçok yazıya denk gelmiş olabilirsiniz fakat 2016 Ekim ayı itibariyle yol yapım çalışmalarının bittiğini ve 42km’lik yolun kaymak gibi olduğunu söyleyebilirim. Bu yolun tek dezavantajı çok virajlı olması fakat onun dışında yol süper.

Processed with VSCO with a6 preset

Yedigöller’de kamp yaparken ne yiyelim?

Tabii ki damak zevkinize göre değişir ama ben nasıl bir yiyecek alışverişi yaptığımızı anlatayım belki size fikir verir. Biz 4 kişi kamp yaptık ve öğlen yemeği olarak sandviç ve yeşil çay içmeyi tercih ettik. Sandviç malzemesi olarak baget ekmek, hindi füme, dilim kaşar, yeşillik ve domates aldık. Akşam yemeği olarak mangalda köfte, kanat ve kuzu pirzola ve yanına salata yaptık. Atıştırmalık meyve aldık. Kahvaltı için ise yulaf pişirdik ve kesinlikle bu zamana kadar yediğim en lezzetli yulaftı. Hemen tarif veriyorum :)

Processed with VSCO with a6 preset

Kampta kolay kahvaltı:

3 yemek kaşığı yulaf ve 1 çay bardağı suyu ateş üzerinde yavaş yavaş karıştırın. Yulaf lapa haline geldikten sonra iki kare bitter çikolata, birkaç dilim elma, biraz fındık ve bademi lapa haline gelmiş yulafa ekleyin. Hepsini karıştırıp tencerenizi ateşten alın ve yulafı kâseye dökün. Üzerine muz, ceviz ve tarçın atın ve afiyetle yiyin. Hem çok doyurucu hem çok pratik hem de çok lezzetli. Biz beyleri baya etkiledik bu yulafla :)

Tarif 1 kişiliktir. Siz kişi sayısına göre malzemeleri çoğaltabilirsiniz.

Processed with VSCO with a6 preset

Yedigöller’e giriş ve ilk karşılaşma

42km’lik keskin virajlı yolun sonuna geldiğimizde artık Yedigöller’in giriş kapısındaydık. Yedigöller Milli Parkı’na araba ile geldiyseniz içeri giriş ücreti 12 lira. Ödeme noktasından geçtikten sonra ilk aşamada milli parkın içinde biraz dolaşıp, çevreyi tanımak istedik. Gitmeden önce okuduğumuz yazılardan hafta sonu günübirlikçilerden ötürü çok kalabalık olduğu yazıyordu. Açıkçası hava çok da sıcak olmadığı için mevsimden ötürü ben bu kalabalığın yaz aylarına göre daha az olacağını düşünmüştüm. Fakat şunu söylemeliyim ki gerçekten kalabalıktı. Çok fazla tur düzenleyen şirket var ve hem İstanbul’dan hem Ankara’dan ve çevre illerden insan akınına uğruyor.

Processed with VSCO with a6 preset

Processed with VSCO with a6 preset

İnsandan daha çok beni üzen şey bu kadar huzurlu bir yerde duyduğum korna sesleri ve milli parkın içindeki trafikti. Bir de insanların yüksek sesle gamlı, kederli şarkı söyleyerek yürümesinden hiç hoşlanmadım. Fakat iyi haber şu ki akşam saat 5.00 gibi turlar milli parktan ayrılıyor ve Yedigöller’in eşsiz doğası kampçılara kalıyor. Etraf sakinleşiyor ve geriye insanları kucaklayan doğa kalıyor. Bu yüzden eğer hafta içi kamp kurma imkânınız varsa tabii ki hafta içini tercih edin ama bizim gibi çalışıyorsanız da gün içinde kalabalık diye kendinizi böyle bir deneyimden mahrum bırakmayın. İnsanlara odaklanmak yerine doğaya odaklanmayı tercih ettik. Siz de öyle yapın.

Yedigöller Milli Parkı

Yedigöller milli parkı 1965 yılında açılmış yani 51 yıldır orada ziyaretçilerini bekliyor. Ben ilk defa gidip, gördüm. Keşke demekten hoşlanmasam da Yedigöller milli parkını bu kadar geç gördüğüm için üzgünüm. Eğer bu yazıyı okuyan bir anne veya babaysanız çocuğunuzu mutlaka Yedigöller’e götürün. Onların hayal dünyasında bu büyülü yer kim bilir nasıl gizemli bir yere dönüşüyordur.

Processed with VSCO with acg preset

Processed with VSCO with a6 preset

Adından da anlayacağınız gibi burada yedi tane göl var. Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, İncegöl ve Sazlıgöl. Yedigöller Milli Parkı bitki örtüsü ve barındırdığı canlılar açısından da oldukça zengin. Sonbahar mevsimi itibariyle park yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerle kaplıydı. Yedigöller’deki ana bitki örtüsü kayın ağacı fakat meşe, gürgen, kızılağaç ve ıhlamur ağaçları da yaygın bir şekilde görülüyor. Birbirinden değişik kuş seslerini duyacaksınız. Fakat değişik kuş cinslerinin yanı sıra milli parkta ayı, tilki, geyik, kurt, domuz gibi canlılar da yaşıyor. O yüzden ormanda yürüyüş yaparken mutlaka ses çıkarın, konuşun :)

Processed with VSCO with a6 preset

Processed with VSCO with a6 preset

Processed with VSCO with a6 preset

Hayvanlar sesi duyduğu sürece size yaklaşmayacaktır. Fakat biz ne olur ne olmaz diye düşünüp, ayı ile karşılaşırsak ne yapmamız gerektiğini de araştırıp gittik :) Yapılması gereken birkaç şey var ama genel olarak hepsi kaçmayın, göz kontağı kurun ve geri geri yürüyerek uzaklaşın noktasında toplanıyor. Aklınızda bulunsun :)

Yedigöller’de nereye kamp kurmalıyım?

Bir süre kamp kurmak için sakin bir yer aradık. Hayalini kurduğumuz şey bir göl kenarında sadece biz bize olmaktı fakat göl kenarları çoktan çadırlarla dolmuştu ve göller bizim hayal ettiğimizden çok daha küçüktü. Göl kenarında olmayalım, iç kısımlara gidelim dediğimizde ise kamp kurmak için uygun yeri bulamadık. Bir de görevli amca yabani hayvanların olabileceğini söyledi, iyice vazgeçtik. Diğer çadırların yanına kamp kurmak istememizin sebebi ise eğer aynı kafada değilsek gürültülerinden rahatsız olabileceğimizdi. En nihayetinde huzur bulmaya gelmiştik.

Processed with VSCO with a6 preset

Processed with VSCO with a6 preset

Arabayı parkedip göllerin etrafında yürümeye karar verdik ve yaklaşık 1 saatlik bir arayışın ardından Nazlıgöl ile Kurugöl’ün olduğu bölgede sessiz, sakin ve günübirlikçilerin kalabalığından uzak bir yer bulduk. Yanı başımızdan derenin olması ise diğer bir avantajdı çünkü hem akan suyun sesini duymak çok huzurluydu hem de bulaşık yıkamak, su kaynatmak gibi ihtiyaçalrımızda dereden faydalandık.

Hemen çadırlarımızı kurup, birazcık uzakta bulunan ama göz koyduğumuz tahta masayı kamp alanımıza taşıdıktan sonra 2 günlük yaşama alanımızı oluşturmuştuk ve baya mutluyduk :)

Processed with VSCO with a6 preset

Processed with VSCO with a6 preset

Nazlıgöl ve Kurugöl kıyısında kamp kurmanın faydaları

  • Büyükgöl, Seringöl ve Deringöl gibi göller daha büyük ve daha fotojenik olduğu için etrafı hem kampçılardan hem de günübirlikçilerden ötürü çok kalabalık. Bir de daha fenası araba yoluna yakın yerler. Fakat Nazlıgöl ve Kurugöl daha küçük olduğu için diğer yerlere göre çok çok daha sakin ve huzurlu.
  • Tam göl kenarına kamp kuracak yer yok çünkü yumuşak çamurla kaplı fakat birazcık içeri doğru kamp kurduğunuzda hem gölü görebilir hem de ağaçların altında doğayı daha çok hissedebilirsiniz.
  • Derenin geçmesi hayatı kolaylaştırıyor.
  • Tuvalete çok yakın.
  • Arabayı parkedeceğiniz yer ile kamp kuracağınız yer birbirine baya yakın. Eşyaları taşırken inanılmaz avantaj.

Processed with VSCO with a6 preset

Yedigöller’de ateş yakmak yasak mı ve kamp ateşi nasıl yakılır?

Yedigöller Milli Parkı’nda ateş yakmak yasak fakat günübirlikçiler evlerine döndükten sonra yani akşam 17.00-18.00 gibi ateş yakabilirsiniz. Biz ateşi saat 18.00 gibi yakmaya başladık. Ateş yakmak için koyulan tenekeler var eğer yeterince odununuz varsa ateşinizi mutlaka tenekeler içinde yakın fakat bizim kuru odunlarımız kalın ve onu tutuşturacak ince odunların nemli olmasından ötürü tenekedeki sıcaklık bir türlü bizi ısıtmadı. Son çare olarak taşlardan bir ocak kurduk ve ateşi orada yaktık. Ateş yakmak konusunda herkes aynı sorunu yaşadı. Tüm bu zorluklara rağmen biri gelip “Ateşinizi nasıl yaktınız, anlatabilir misiniz? Biz uğraşıyoruz ama olmuyor” deyince bir de ateş nasıl yakılır sorusuna cevap vereyim istedim :) Her ne kadar ateş yakmakla alakam olmasa da :)

Processed with VSCO with a6 preset

Processed with VSCO with a6 preset

Ateş yakacağınız zeminin ıslak olmamasına dikkat edin eğer ıslak ise kuru ot ve yapraklarla bir zemin oluşturun. Gazete, incecik ağaç dalları ve çırayı biraraya getirip üzerine ateşin kolay tutuşmasını sağlayan jel dökün ve çakmakla yakın. Ateş fazlalaştıkça daha kalın ağaç dallarını koyun ve onların tutuşmasını bekleyin. Daha sonra biraz daha kalın ağaç dallarını ateşe atın. Ateş iyice büyüdükçe daha kalın odunlarınızı ateşe koni şeklinde koyun ve zifiri karanlıkta yanan ateşin keyfini çıkarın.

Yedigöller Milli Parkı’nda çadır kurmak ücretli mi?

Evet, ücretli. Bizim kamp kurduğumuz alana akşam saat 21.00 gibi bir görevli amca geldi. Önce ateş yakmak yasak ve cezası 600 lira dedi. Okuduklarımızdan görevlilerin yardımsever olduğunu biliyorduk. Çok üşüdük, biraz ısınalım söndürüp uyuruz dedik, tamam dedi :) 2 çadır, 2 kişi için bizden 50 lira istedi ve makbuz kesti. Benim okuduğum yazılarda çadır başına 15 lira alındığı yazıyordu ama ya biz kazıklandık ya da 2016 Ekim itibariyle çadır kurma fiyatlarına zam geldi bilemiyorum.

Processed with VSCO with a6 preset

Sonbahar mevsiminde Yedigöller Milli Parkı’nda kamp deneyimi

Biz iki kişi seyahat etmeye çok alıştık ve bundan büyük keyif alıyoruz. Belki kalabalık arkadaş grupları ile seyahat etmek de çok güzeldir, deneyimlemediğim için bilmiyorum ama birçok seyahat etme şekli var ve herkesin aynı seyahat etme alışkanlığına sahip olması biraz zor. Bu hayalimi ofisten arkadaşım Feride ve onun daha önce tanışmadığım sevgilisi Mustafa ile yapma fikri nedense beni hiç düşündürmedi. Feride ile kısa ama anlamlı sohbetlerimizde bizi benzer enerjinin biraraya getirdiğini düşünüyordum ve her şey tam olarak tahmin ettiğim gibi gerçekleşti. Kamp yapmak öyle kolay bir şey değil. Hatta anlaşmazlıkları bol olabilecek bir aktivite. Çünkü karın doyurmak, yatacak yer yaratmak gibi şeyler hep konfor alanlarımızın dışındaki şeyler. Fakat tüm bunlara rağmen biz birbirine çok uyumlu bir çift çıktık ve çok iyi anlaştık. Son derece keyifli bir kamp deneyimi yaşamış olduk. Demek ki bazen alışkanlıkların dışına da çıkmak gerekiyor :)

Processed with VSCO with a6 preset

Doğa hep çok şifalı ama Yedigöller’in doğası gerçekten çok etkileyici. Akşam ateş yakmak için odun toplamaya çıktığımız yürüyüşte birbirinden farklı bitkiler ve küçük canlılarla tanıştık. Özellikle çok değişik mantar çeşitleri çıktı karşımıza. Bazı türler adeta bir sürü gibiydi. Hayatımda böylesini hiç görmemiştim.

İster Yedigöller’de ister başka bir yerde… Hayatınızda mutlaka bir kere kamp yapmayı deneyimlemelisiniz çünkü;

  • Kısa süreliğine de olsa doğada bir yaşam alanı oluşturmak çok keyifli. Çadırı kurarken, ateşi yakarken, yemeği pişirirken farketmeseniz de kamp yapmak özgüveninizi arttırır. Başlangıçta zor gibi görünen şeyleri yaptığınızı gördükçe kendinizle gurur duyarsınız.
  • Doğada zaman kavramı adeta anlam değiştiriyor. Özellikle hava kararınca her şey o kadar yavaş akıyor ki insana ben normalde napıyormuşum dedirtiyor. Kamp yapmak zaman kavramını yeniden düşünmenizi sağlar.
  • Farketmediğiniz sesleri duymanızı sağlar. Gözlerinizi kapatıp doğayı dinlediğinizde aslında birbirinden farklı sesli duymaya başlarsınız. Sadece kuşların sesi değil, esen rüzgarın bile bir sesi var.
  • Düşünmenizi sağlar. Uzun zamandır kendinize sorduğunuz ama cevabını yoğunluktan ve koşturmaktan bir türlü veremediğiniz ve içinizde gerilere doğru attığınız her şeyi yeniden düşünmenizi sağlar.
  • Kamp yapmak başlı başına bir meditasyondur. Günlük hayatta hayatımızı zorlaştıran şeylere o kadar çok odaklanırız ki iyi şeylerin farkına bile varmıyoruz. Fakat kamp yaparken odaklandığımız şeyler ısınmak, barınmak ve doymak üzerine olduğu için beyin olumsuz düşüncelerden uzaklaşarak rahatlıyor.
  • Doğa iyileştirici ve kucaklayıcıdır. Ağaçların arasından yansıyan güneş ışığını görmek, ağacın gövdesine sarılmak, gökyüzünün nasıl renk değiştirdiğini izlemek, bulutların gökyüzünde çizdiği hareketleri izlemek, zifiri karanlıkta doğanın içinde olmak, yıldızları izlemek gibi yapabileceğiniz o kadar çok şey var ki. Şehirler bizi delirtirken doğa hep “gel buraya bi sarılayım sana” diyor adeta

Processed with VSCO with a6 preset

Processed with VSCO with a6 preset

Sabah güne doğanın kalbinde uyanmak gibisi yok. Çadırınızın fermuarını açıp başınızı dışarı çıkardığınızda dışarıdaki ışığın gözlerini kamaştırmasını deneyimlemek için, o soğuk havayı teninizde hissetmek için, nefes aldığınızda toprağın ve yeşilin kokusunu içinizde hissetmek için mutlaka hayatınızda bir kerecik kamp yapın. Sonra bağımlısı olacaksınız :)

Son olarak doğada uyumaktan korkmayın. Şimdi ben size Yedigöller’de hiç hayvan yok desem koca bir yalan. Tabii ki ayıdan domuza o doğada yaşayan birçok hayvan var. Böcekler var sürüngenler var. Bunun için minik bir uyarı olarak yatmadan önce yiyeceklerinizin bulunduğu çantaları çadırınızdan uzak tutmanız gerektiğini söyleyebilirim. Çadırınızın içine ve etrafına kesinlikle yemek sokmayın ve bulundurmayın. Biz gece arabaya götürmüştük yiyecekleri. Biz ne Yedigöller’de ne de ilk kamp yaptığımız Erikli Yaylası’nda hiçbir hayvanla karşılaşmadık. Doğa en nihayetinde onların yaşam alanı ve biz kısa süreliğine onların yaşamına misafir oluyoruz. Hem doğaya hem de doğada yaşayan her bir canlıya saygı duymak ve onları rahatsız etmemek zorundayız bence :)

Çok uzattım diyeceğim o ki korkacak bir şey yok. Doğada kamp kuran onlarca insan var ve hepsi çok yardımsever. Bu deneyimi mutlaka yaşayın…

Processed with VSCO with a6 preset

p.s: Kasım ayında doğanın yeşilden kızıla dönüşümünü deneyimlemek için tekrar kampa Yedigöller’e gideceğiz.

Dünya benim evim’i facebooktan ve instagramdan takip edebilirsiniz :)

Sonbaharda Yedigöller’de Kamp Deneyimi” hakkında 10 yorum

  1. Tam da beklediğim yazıydı çok güzel olmuş, belli ki bol oksijenli geçmiş :) Yolların yapılmasına çok sevindim hatta hemen düşündüm belki yollar yapıldı diye kamp ücretleri artımıştır diye, tabii kötü niyetli olmak istemem :) Biz Ekim sonunda gideceğiz belki o zaman da kızıllıklar başlar yoksa Kasım’da sizden izleriz tekrar. Mutlu kalın :)

    1. Çok teşekkür ederim Esracım.Bol oksijenli, huzurlu ve mutlu geçti :) Ekim sonu da kızarır diye tahmin ediyorum. Kamp kuracak mısınız?

  2. Gene muhteşem olmuş yazı ve bu kadar hızlı yazdığın için de ayrıca teşekkür ediyorum çünkü yazılarını heyecanla bekliyorum. Bu arada bi yazında yazmıştım fotoğraflarını iphone ile mi çekiyordun? Harikasın…

    sevgilerimle

    1. Çok teşekkür ederim Selda :) Benim için ne büyük mutluluk yazılarımı bekleyen birilerinin olması <3 Fotoğraflarımı iphone6+ ile çekiyorum. Sevgiler

  3. Hafta sonu kısmetse oraya gidiyoruz. Kafamızda bir çok soru vardı. Ama yazı ilaç gibi geldi. Eline sağlık

    1. Murat merhaba, Ne mutlu bana. Faydalı olmasına çok sevindim. Şimdiden keyifli geziler

  4. Doğadan,hayvanlardan,börtü-böcekten hastalık derecesinde korkan eşime yazınızı okudum.şuanda internetten kamp malzemeri siparişi veriyor:-) çok güzel bir deneyim ve çok güzel bir yazı.bunları bizimle paylastiginiz için ayrica teşekkur ederiz.haftaya yedigöllerdeyiz.

    1. Tuğrul merhaba, Pazartesi gününe daha iyi başlayamazdım :) Çok mutlu oldum. Deneyimlerinizi merakla bekliyorum. Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir