Skip to main content

24 Saatte Romantik Prag Rehberi

Ben aşırı sabırsız bir insanım ama iyi haber şu ki sabırlı olmayı öğrenmeye çalışıyorum. Tabii bu sabırsızlığım en çok sevgilimi zorluyor. O da benim tersime daha sabırlı ve daha sakin. Yoksa nasıl dengelerdik birbirimizi. 13 Ağustos’a birkaç gün kala- birlikteliğimizin 6.yılı– o kadar soğukkanlıydı ki acaba diyorum unuttu mu? Bir yandan da eğer unuttuysa ben sesimi hiç çıkarmayayım ve dünyayı başına yıkayım diyorum. Şaka şaka o kadar çılgın değilim :) ay ya da çılgınım, bilmiyorum! Ay beni aldı bi trip. Kesin unuttu diye düşünüp, halbuki minnoş bi yemeğe tamamım diye söyleniyordum içimden.

O sırada ay hadi şu ertelediğimiz Amerika vizesine başvuralım dedik. Pasaportlarımız birkaç gün içinde geldi. Ben de Cemal benim pasaportumu alır diye ona yakın PTT şubesini işaretlemiştim. Meğer sadece ben alabiliyormuşum. Neyse Cemal aradı beni ve durumu anlattı. Ok, alırım o zaman bir ara dedim. Yok en geç yarın alman gerekiyor dedi. Ben de aşırı rahatım bu konularda ve baskıya da hiç gelemem. Alırım, almam derken Cemal pasaportunu alman gerekiyor çünkü haftasonu ona ihtiyacın olacak dedi. Pasaportu nasıl alırımı konuşurken ben birden ayyyy nereye gidiyoruz, bana süpriz mi yapacaktın, ay canım sevgilim diyen tatlış bi sevgili oldum.

img_0412

Cumartesi gününe sadece 1 gün vardı ve ben nereye gittiğimi bilmiyordum ve aşırı heyecanlıydım!

Bir yandan ay zaten süprizini istediği gibi gerçekleştiremiyor onu rahat bırakayım diye düşünürken diğer yandan nereye gidiyoruz diye baskı yapıyordum ki Cumartesi sabahı oldu :)

Sabah uyandık. Nasıl heyecanlıyım. Kahvaltımızı yaptık ve minik bir çanta ile evden çıktık. Havaalanına vardığımızda online check in yaptığımız ve sadece el bagajımız olduğu için direk pasaport kontrole gittik. Hala nereye gittiğimi bilmiyordum. OHAL’den ötürü havaalanına baya erken gelmiştik. Uçuş saatine yakın sevgilim seyahatlerden notlar aldığımız defterimize 3 tahminimi yazmamı istedi. 3 tahminimden biri ve en çok olmasını istediğim yer Prag’tı.

img_0711

Uçuş saatine az bir zaman kala kapıların olduğu yere gittik. Beni Köln’e giden uçağın kapısında bekletse de içimden inşallah Köln’e gitmiyoruzdur diye dua ediyordum. Ha ha :) Sanırım bu ruh halim yüzüme de yansımış olacak ki sevgilim sarılıp, Prag’a gidiyoruz dedi. Ay Prag’a gidiyoruzzzzzz dedi!!!

Şimdi ben her zaman söylediğim şeyi söyleyeceğim; hayallerinizin gerçekleşmesi için önce hayal kurun. O hayaller birgün mutlaka gerçekleşiyor.

Avrupa’da görmediğimiz neredeyse hiçbir yer kalmamıştı ve bi sebepten ötürü biz dünyalar güzeli Prag’a gitmemiştik. Çünkü bu anı yaşamamız gerekiyormuş. Prag’ı her zaman yüzümüzde tatlı bi gülümseme ile 6. yılımızı kutladığımız yer olarak hatırlamamız gerekiyormuş.

Nereye gittiğini, nerede kalacağını, nerelerde yemek yiyeceğini ve nereleri göreceğini bilmeden bir şehre seyahat etmemiştim hiç. Benim için inanılmaz keyifli bir deneyimdi. Prag’ta tam 24 saatimiz vardı ve uçaktan indiğimiz andan, tekrar uçağa bindiğimiz ana kadar her şey olağanüstüydü. Kendimi adeta bi prenses gibi hissettim. Her şey ama her şeyi planlayan ve böyle bir süpriz organize eden sevgiliye sahip olduğum için ne kadar şükür duysam az.

Şimdi 24 saatte Prag seyahatine hazır mısınız?

Prag havaalanından şehir merkezine nasıl gidilir?

Klasik seyahatlerimizde havaalanına vardığımızda genellikle turist bilgilendirme ofisine gider hem harita temin eder hem de kalacağımız yere nasıl gideceğimizi sorarız. Fakat bu sefer süper sevgilimin hem haritası hem de kalacağımız yere nasıl gideceğimiz konusunda bilgisi vardı.

Prag havaalanından şehir merkezine gitmek için havaalanı çıkışında bulunan otobüs duraklarından 119 numaralı otobüse binip ilk metro istasyonuna (Dejvicka)gitmeniz gerekiyor. Zaten o durakta herkes iniyor. Otobüs yolculuğu yaklaşık 20 dakika sürüyor. Metro istasyonunda yeşil hattı (A) takip ederek şehir merkezine giden metroya binip, 10 dakika sonra Prag’ın şehir merkezine varıyorsunuz.

Prag’ta şehir içi ulaşım

Prag küçük bir şehir olmakla birlikte eğer siz de bizim gibi sadece 24 saatliğine oradaysanız tavsiyem 24 saat geçerli olan bilet almanız. Bu biletin ücreti 110 Çek Korunu ve bileti hem metrolarda, hem tramvaylarda hem de otobüslerde kullanabilirsiniz.

Bilsen iyi olur: Prag’ta biletinizi otobüslerde ve tramvaylarda bulunan sarı kutulara koyarak mutlaka işaretlemelisiniz. Metroda ise metro istasyonunun içinde bulunan bilet işaretleme yerlerinde işaretlemelisiniz.  Bir kere işaretlemeniz yeterli. Prag’ta toplu taşımaya binerken kimse size biletinizi sormuyor fakat eğer kontrole denk gelirseniz ve biletiniz olmaz ise 800 Çek Koronu ceza ödemeniz gerekebilir.

Prag’ta para bozdurma

Prag’taki en yaygın dolandırıcılık yöntemi döviz bürolarında. Kapının önünde yüksek kurları ve komisyon almıyoruz yazılarını görüp, aldanmayın. O yüksek kurlar satış kuru. O yüzden tavsiyem paranızı bozdurmadan önce hesap makinası kullanarak alacağınız rakamı teyit edin. Fakat daha kolayı havaalanında ATM’den para çekmek. Bunun için 7 lira gibi bir komisyon ödüyorsunuz ama pazarlık yapacağım sırada harcayacağım enerji daha değerli. Biz ATM’den para çekerek ve kredi kartı geçen yerlerde sadece kredi kartı kullanarak döviz bürolarında para bozdurmamayı tercih ettik.

Prag’ta konaklama nerede yapılır?

Havaalanından çıkıp kendimizi şehir merkezine attıktan sonra çantalarımızı eve bırakmak için sevgilimin airbnb’den bulduğu eve doğru gittik. Bu kısmı gerçekten çok heyecanlıydı çünkü seyahatlerimizde kalacağımız yerleri genellikle ben buluyorum ya da benim bulduklarım arasından birlikte bakıp, seçiyoruz fakat bu sefer beni nasıl bir ev bekliyordu bilmiyordum. Benim heyecan eşiğim çok düşük. Gördüğünüz üzere her şeye heyecanlanıyorum ama inanın bu zamana kadar bi zararını görmedim :) Kalacağımız evin olduğu sokağa girdiğimizde Vietnam’lı bir bakkala girdik. Heralde su alacak diye düşünsem de anahtarı isteyince gülmeye başladım. İnternetten ev bul sonra o eve gel ve anahtarını da köşedeki Vietnam’lı bakkaldan al. Çok tuhaf değil mi? :) Adam önce bizi anlamadı ve o sırada Cemal baya stres oldu :) Sonra “ahhhh keeeeyyy” diyerek kasanın altından evin anahtarını çıkardı. Apartman inanılmaz eskiydi. Trabzanları aslan ikonlu ve yukarı doğru spiral şekilde gidiyordu. Asansöre binip, kalacağımız evin olduğu kata geldik ve kapının önünde ayakkabı olan daire dedi Cemal :) Ev sahibi Lenka öyle tarif etmiş :)

Processed with VSCO with hb1 preset

Apartman ne kadar eskiyse evin içi o kadar yeni. Her yer bembeyaz ve oturma salonunda bi duvar komple kitaplık! Tek kelime ile ba yıl dım! Normalde Lenka, Cemal’e evde olmayacağını ama ev arkadaşının evde olacağını söylemiş. Fakat biz gece eve geldiğimizde evde kimse yoktu. O gece tek kaldık. Sabah ise anahtarı yine bakkala bıraktık ve çıktık. Ne Lenka’yı gördük ne de ev arkadaşını :) Ve evde apple marka laptop koltuğun üzerinde öylece duruyordu. Tabii bize tuhaf geliyor böyle şeyler. Güven duygumuz bu koca şehirde o kadar çok yara almış ki yaşadığımız bu deneyim bizi şaşırtıyor ama içimize de bi parça güzellik katıyor ve belki de güven duygusunu yeniden sokuyor içimize…

Bizim çok vaktimiz olmadığı için evde çok fazla vakit geçiremedik ama evden çok memnun kaldık. Eğer Prag’ta konaklama bakıyorsanız Lenka’nın evinin airbnb linki için tıklayınız.

Bilsen iyi olur: Evin yeri çok güzeldi fakat şehir merkezine 15 dakika yürüme mesafesinde. Bizim günlük metro biletimiz olduğu için daha kısa sürede kendimizi Prag’ın eski şehrinde bulduk. Eğer çok merkezi bir yer arıyrosanız orası bu ev değil :) Ama tertemiz, harika ve rahat bir ev arıyorsanız o ev burası :)

Kısa kısa Prag

img_0784

  • 1 milyon 262 kişilik nüfusu ile Prag, Çek Cumhuriyeti’nin hem en büyük şehri hem de başkenti.
  • Prag’a yılda ortalama çoğunluğu Alman olmak üzere 6 milyondan fazla turist geliyor ve turizm Çek Cumhuriyeti’nin gayrisafi milli hasilasının %5’ni kapsıyor.
  • Çek Cumhuriyeti denilince akla Çekoslovakya geliyor. 1993 yılında Çekoslovakya’dan bağımsızlığını kazanan Çek Cumhuriyeti o zamana kadar Slovakya ile birlikte Çekoslovakya’yı oluşturuyordu.
  • Prag’taki onca kiliseye rağmen şehrin %39.8’i Ateist, bunu %39.2 ile Katolikler, %4.6 ile Protestanlar, %3 ile Ortodokslar ve %13.4 ile diğer dinler takip ediyor. (Benim en çok şaşırdığım bilgi bu)
  • Ülkenin resmi dili Çekçe fakat İngilizce, Almanca ve Rusça da konuşulan diller arasında.
  • Birçok Avrupa şehrinin aksine Prag, İkinci Dünya Savaşı’nda en az zarar gören şehirlerden biri ve Orta Çağ mimarisi ile ünlü.

Prag’ta görmeden dönme listesi

Prag’ta çok kısıtlı vaktimiz olmasına rağmen sevgilim her şeyi o kadar güzel planlamıştı ki görmek istediğim bir çok yeri görmüş oldum. Elbette Prag’ta görülecek daha birçok yer vardır ama eğer kısıtlı vaktiniz varsa bu liste tam size göre.

  1. Prag Kalesi- Pražský hrad

Prag Kalesi, Guinness Rekorlar Kitabı’na göre dünyanın en büyük kalesi. Tarihi 9. yüzyıla dayanan ve şehrin tepesine kurulu bu büyülü kale Prag’da mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri. Prag Kalesi’nin bulunduğu yerde St. Vitus Katedrali, St. George Bazilikası ve Royal Garden’ı da gezebilirsiniz. Prag Kalesine giriş 350 CZK fakat asker değişim seramonisini izlemek, dış bahçesinde dolaşmak ve eşsiz Prag manzarasını izlemek ücretsiz. Prag Kalesinin içini gezmeyi istesek de giriş kuyruğu inanılmaz uzun olduğu için vaktimizi Prag’ın masalsı sokaklarına ayırdık.

img_0765

img_0771

img_0776

  1. Charles KöprüsüKarlův most

İnşaatına 14. yüzyılda başlanan Charles Köprüsü açıkara Prag’ın en ikonik ve en romantik yeri. Eski şehir ile Lesser Town’ı birbirine bağlayan Charles Köprüsüne gittiğimizde gördüğüm kalabalık karşısında şaşkına döndüm. Benim hayalim Prag’ın en romantik yerinde sevgilimle romantik pozlar verip fotoğraf çektirmekti fakat bu kalabalıkta mümkün değildi :) Neyseki ertesi sabah Prag Kalesine gitmek için yine Charles Köprüsünü kullandık ve daha sakin halini de görmüş olduk. Tavsiyem eğer mümkünse Charles Köprüsünü sabahın erken saatlerinde görmeniz. Benim bu zamana kadar gördüğüm en büyük, en geniş ve en romantik köprü burası. Köprünün üzerinde sokak sanatçıları göreceksiniz. Bu sanatçılar sayesinde Charles Köprüsü daha da romantik bir hal alıyor. Şansımıza Kadın Kokusu’nun o ünlü Tango sahnesinde çalan müziğe denk geliyoruz ve tango yapmasak da dans ederek anılarımıza Charles Köprüsü’nde dansı da ekliyoruz…

img_0510

img_0511

img_0537

img_0530

img_0750

  1. Eski Şehir- Staré město

Eski şehir Stare Mesto, Prag’ın kalbi. Bizim de Prag’a varır varmaz soluğu aldığımız yer. Eski şehir meydanları hep cıvıl cıvıl ve çok renkli. Prag eski şehir meydanı da her daim kalabalık ve renkli. Eski zamanlarda taç giydirme ve idam cezaları gibi olaylara şahitlik etmiş bu meydan aynı zamanda önemli bir ticaret merkeziyiş. Çünkü her Cumartesi günü bu meydanda büyük bir Pazar kurulurmuş. Günümüzde bu pazarlar Paskalya ve Chirtsmas dönemlerinde kuruluyor. Prag eski şehir meydanında şehrin en önemli birkaç yapısı bulunuyor. Bunlar; Eski Şehir Belediye Binası, Tyn Kilisesi, Saint Nicholas Kilisesi, Jan Hus Anıtı ve saatçi Mikulas Kadane ve astrolog matematikçi Jan Sindel’in ortak yapımı Astronomik Saat. En büyük kalabalık Astronomik Saat’in önünde ama benim tavsiyem meydanı izleyebileceğiniz bi yere oturup keyifle gelen geçeni izlemeniz. Buarada bu Astronomik saatin replikası Seul’da yapılmış ve bir restoran olarak kullanılıyormuş :) Ah şu Asyalılar <3

img_0434

img_0449

img_0433

img_0453

img_0459

img_0483

img_0489

img_0494

img_0499

img_0498

  1. Yahudi Mahallesi- Josefov

1700’li yılların başında Prag nüfusunun çeyreğini oluşturan Yahudiler 500 yıl boyunca bu bölgede yaşamışlar. Josefov bölgesinde bulunan sinagoglar son derece iyi bir şekilde korunarak günümüze kadar gelebilmişler. Biz Pazar sabahını Yahudi mahallesini gezmeye ayırdık ve bu bölgede Avrupa’nın en eski mezarlığı olan Eski Yahudi Mezarlığını, Klausen Sinagogu, İspanyol Sinagogu, Yeni Sinagogu ve Yahudi Belediye Binasını gördük. Yahudi mahallesinde bulunan sinagog ve diğer turistik yerlerin içini gezmek isterseniz toplu bilet almanız gerekiyor. Biz sadece bu mahalleyi dolaştık.

img_0669

img_0677

img_0681

img_0686

img_0694

  1. Yeni Şehir- Nové město

Eski şehrin uzantısı olarak inşaa edilen yeni şehir birçok kez renovasyondan geçmiş ve bugünkü halini almış. Yeni şehrin en önemli yeri Wenceslas Meydanı. Bu meydan eski zamanlarda at pazarı olarak kullanılıyormuş. Günümüzde ise üzerinde çok sayıda restoran, otel, hostel, bar, cafe ve hediyelik eşyalar satan küçük mağazalar var. Bence Prag’ın en kaotik yeri burası :)

img_0421

img_0423

  1. John Lennon Duvarı

6.yılımızı Prag gibi masalsı bir şehirde kutlamaktan daha güzel bir şey varsa o da barışı ve sevgiyi temsil eden John Lennon Duvarı önünde birbirimize sarılmamızdır. 1980 yılında vurularak öldürülmesinden sonra Prag’ın Malá Strana bölgesindeki bir duvara John Lennon portesi çiziliyor ve şarkı sözleri yazılıyor. Duvar sürekli yeni yazılarla ve grafitilerle dolduğu için kendini sürekli yeniliyor. Biz John Lennon Duvarı’nı görmeye gittiğimizde duvarın önünde John Lennon şarkıları çalan çok tatlı bir çocuk vardı. Eğer siz gittiğiniz zaman da oradaysa bahşiş bırakmadan geçmeyin :)

img_0613

img_0621

Bilsen iyi olur: John Lennon Duvarı’nın da bulunduğu Kampa adası bölgesi nehir kenarında yürüyüşe çıkmak ve arnavut kaldırımlı sokaklarda dolanmak için harika bir yer.

  1.  Prag Dans Eden Bina– Tančící dům

Aynı zamanda Fred ve Ginger olarak da bilinen Dans Eden Bina Prag’ın Orta Çağ mimarisinin aksine modern bir yapı. Vlado Miluni ve Frank Gehry tarafından tasarlanan mimarlık harikası bu binanın fotoğraflarda daha güzel göründüğünü itiraf etmeliyim :)

img_0812

img_0802

Prag yemeden içmeden dönme listesi

Kahvaltı

La Bottega Bistroteka, Dlouhá 39, 110 00 Praha 1-Staré Město

2014 yılının Eylül ayında açılan La Bottega Bistroteka ağırlıklı olarak İtalyan mutfağından lezzetler sunuyor. Fakat şehrin en lezzetli egg benedict’i de burada. Bir egg benedict canavarı olarak sevgilim yine çok ince düşünmüş, araştırmış, rezervasyon yapmış ve beni bu minnoş bistroya getirmiş. Biz kahvaltı için tercih ettik ama minyatür tatlıları ve kahveleri de çok lezzetliydi. Bence Prag seyahatinizde mutlaka şans vermelisiniz buraya.

img_0719

img_0725

Dondurma

Amorino Prague, Malostranské nám. 38/24, 118 00 Praha

Tabii ki Amorino :) Hani şu güllü dondurmacı. Ben nereye gitsem bir şekilde karşıma çıkıyor ve Prag’ta da olmasına çok sevindim. Bu dondurmacının hası Budapeşte’de ama siz Prag’takine de gidin bence. Ben en çok hindistan cevizli, mangolu ve naneli dondurmalarını seviyorum. Mutlaka deneyin.

img_0787

Kahve & Tatlı

Cafe Savoy, Vítězná 124/5, 150 00 Praha 5

Neo-Rönesans stilindeki iç tasarımı ile sizi ilk bakışta etkileyecek bir mimariye sahip. Cafe Savoy, Prag’ın en eski cafesi ve tarih boyunca birçok ünlü yazar, ressam ve şairin buluşma noktalarından biri olmuş. Eğer siz de bir yorgunluk kahvesi içip, Cafe Savoy’un lezzetli tatlılarından yemek isterseniz buraya bir uğrayın derim.

img_0575

img_0581

img_0583

Bira

Prag’ın bira kültürü tüm dünyaya yayılmış durumda ve biraseverlerin söylediğine göre dünyanın en güzel ve en çeşitli biraları bu şehirde. Prag’ta hemen hemen her restoranın kendi ürettiği biraların yanısıra bir çok pub da var. Biz U Medvidku’yu tercih ettik ve Budvar 12’yi denedik. Çok bira insanı olmadığımız için şöyle harikaydı böyle muhteşemdi diyemeyeceğim ama ona rağmen biralarının tadını çok sevdim. Ve bira Prag’taki en ucuz şey diyebilirim :)

img_0819

Akşam Yemeği

Aromi Restaurant, Náměstí Míru 1234/6, 120 00 Praha 2-Vinohrady

Pek düşünceli sevgilim İtalyan mutfağına düşkünlüğümden kutlama yemeğimiz için Prag’ın en güzel İtalyan Restoranı Aromi’ye götürdü beni. Özellikle deniz mahsülü konusunda uzmanlaşan Aromi’nin menüsü İtalyan mutfağından birçok lezzet sunuyor. Buranın en sevdiğim özelliği misafirlerin izleyebileceği mutfak konsepti. Yemeğimizi beklerken mutfağa bakıp kim şef kim yamak diye tahminde falan bulunmak baya keyifliydi :) Yemekler de çok lezzetliydi, restoranın ambiyansı da. Eğer Prag’ta sosis, et gibi Prag mutfağından yemekler yemek istemezseniz alternatif olur belki :)

img_0650 img_0651

Prag zaten çok romantik ve masalsı bir şehir fakat biz ekstra romantik enerji saçtığımız için olsa gerek Prag bir rüya gibi geçti. Arnavut kaldırımlı sokaklar, gotik katedraller, romantik köprüler, pastel renkli evler, meydanlardan yükselen müzik, yediğimiz yemekler, hissettiklerimiz… Her şey ama her şey çok güzeldi.

Dönüş için uçağa binip, akşam evimize geldiğimde hissettiğim şey sanki gözlerimi kapatıp uyumuşum ve böyle bir rüya görmüşüm gibiydi.

img_0704

img_0782

Sevgilime not:

Hayatımı senin gibi düşünceli ve süprizci biri ile paylaştığım için çok şanslıyım sevgilim. Sen hayatıma hep sevgi kattın çünkü ben de onu arıyordum…

Bu rüya günü asla unutmayacağım bence Prag da bizi unutmayacak.

I love you to the moon and back!

Dünya benim evim’i facebooktan, instagramdan ve twitterdan takip edebilirsiniz.

Geçen yıl evliliğimizin ikinci yılını kutlamak için gittiğimiz Bled Gölü yazımı okumak isterseniz tıklayınız.

Evlenme teklifi hikayemizi okumak için tıklayınız.

24 Saatte Romantik Prag Rehberi” hakkında 5 yorum

  1. Prag’da hafta sonu için süper bir rehber olmuş, ellerine sağlık canım :)

    ps: bence sen de sevgilini doğumgününde bi yere kaçırmalısın derim ;)

    xoxox

  2. Bu güzel paylaşım için teşekkürler. Bira sevenler için oldukça güzel olan bu şehirde ayrıca her akşam düzenlenen “Beer Tour” organizasyonuna katılıp, gece sonunda biraz uzmanı sertifikanızı alabilirsiniz :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir