Skip to main content

Bir Masal Kasabası: Bled

Bir gün karşıma “Avrupa’daki en güzel kasabalar” isimli bir yazı çıktı. 10 kasabadan 2’sinin fotoğraflarına bakınca büyülendim. Heyecanla seyahat defterime bu iki kasabanın ismini not ettim; Bled ve Hallstatt.

Sonra aradan zaman geçti. Biz daha önceden planladığımız yerlere gittik geldik derken Eylül ayının seyahatini planlamak için biraz araştırma yapmaya başladık. Eylül ayı bizim için güzel anların yaşandığı bir ay. 10 Eylül benim doğum günüm. 10 Eylül aynı zamanda evlilik yıl dönümümüz. Bu tarihleri biz denk getirmedik fakat doğum günümde evlenmek gibi bir isteğim vardı. Sanıyorum çok içten dilemişim ki gerçek oldu. 2013 yılının Eylül ayında İtalya’nın Milano şehrinde “iyi günde kötü günde birlikte olmaya, bir yastıkta kocamaya birkaç dilde evet” dedik.

Bu sebeple hem doğum günümü kutlamak hem de evliliğimizin ikinci yılını kutlamak üzere romantik şehirler ve kasabalar arayışına girdik. Geçtiğimiz yıl Ukrayna’nın Lviv şehrinde kutlamıştık ve Lviv’e hayran kalmıştık. Yine Lviv gibi küçük, pek bilinmeyen, doğası ile bizi büyüleyecek bir yer olsun istedik…

Uçak bileti ararken karşımıza Slovenya çıktı. Ljubljana’yı merak ediyorduk fakat 4 günü tek bir şehirde geçirmek istemiyorduk. Ljubljana bileti bir süre orada durdu. Sonra bir gün oturdum haritayı ve seyahat notlarımı tuttuğum not defterimi açtım. Bled ve Halstatt yazılı sayfaya gelince gözlerimin içi parladı! Ve rota o gün o an Ljubljana-Bled-Zagreb-Graz-Halstatt şeklinde çizildi!

Rotamızı Nasıl Çizdik?

Seyahat rotası haritayı açınca çat diye çizilebilen bir şey değil aslında. Üzerine düşünmek gerekiyor. Biz Bled ve Hallstatt kasabalarını mutlaka görmek istiyor, evlilik yıldönümümüzü Bled kasabasında geçirmek istiyorduk. Doğum günü ve evlilik yıldönümü yemeğini ise Ljubljana’da çok beğendiğimiz bir restoranda yemek istiyorduk. Hallstatt’ı da mutlaka görmek istiyorduk. Hal böyle olunca dedik ki Ljubljana’ya gidelim, havaalanında hazırlanıp Bled Gölü’ne gidelim, akşam Ljubljana’ya geri gidelim orada kalalım ertesi gün Ljubljana’yı gezip Zagreb’e gidelim oraya kadar gitmişken Graz’ı da görelim ve Hallstatt gezisinden Ljubljana havaalanına dönelim.

Bu Rotayı 10 Eylül-14 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirdik.
Bu Rotayı 10 Eylül-14 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirdik.

Ljubljana Joze Pucnik havalimanı- Bled arası 35km, 30 dakika

Bled-Ljubljana arası 55km, 45 dakika

Ljubljana-Zagreb 143km, 1 saat 40 dakika

Zagreb-Graz 183km, 2 saat 15 dakika

Graz-Hallstatt 176km, 2 saat 15 dakika

Hallstatt-Ljubljana Havalimanı 251km, 2 saat 55 dakika

Rota belirleme ve kilometre hesaplama konularında Google Map’i kullanabilirsiniz.

Bu rotayı gerçekleştirmek için nereye uçak bileti aldık?

Slovenya’nın milli havayolu firması Adria Air’ın sabah 5 uçağı ile Atatürk havalimanından Slovenya’nın Ljubljana şehrine uçtuk. Ljubljana havalimanına vardığımızda sabah 06:05’di. Dönüş uçuşunu da Ljubljana’dan İstanbul’a saat 23:55’te gerçekleştirip, gece 03:00’de İstanbul’a vardık. Böylelikle dolu dolu 4 günümüz oldu.

Adria Havayolları sabah 5 uçağı
Adria Havayolları sabah 5 uçağı

Adria Havayolları ve Türk Havayolları bu uçuşları ortak uçuş olarak gerçekleştiriyor. Uçakta sandviç ve meyve suyu dağıtılıyor. Ekonomi sınıfı uçuşlarında 23 kiloluk bagaj hakkınız oluyor. Adria Havayolları ile ilk kez uçtuk, tavsiye ediyoruz fakat uçağı görünce şaşırabilirsiniz zira çok küçük. Oturma düzeni ise sağlı-sollu ikili. Yok ben keyfime düşkünüm diyorsanız pek size göre değil :)

Uçak biletini seyahat tarihinden çok kısa bir süre önce aldığımızdan sanıyorum bu zamana kadar aldığımız en pahalı uçak bileti oldu. Kişi başı 700 lira ödedik fakat şöyle düşündük bir biletle 3 ülke, 5 şehir göreceğiz o yüzden değer.

Yukarıda bahsettiğim rotayı gerçekleştirmek için Sixt araç kiralama firmasında yaptığımız rezervasyonumuz vardı fakat Sixt sabah 08:00’de açıldığından iki saat havaalanında uyuruz diye düşünmüştük. Fakat havaalanında oturacak koltuk sayısı o kadar kısıtlıydı ki havaalanının cafesinde birer kahve ve kruvasan söyleyip kahvaltı yaparken Bled hakkında aldığım notları gözden geçirdik. Havaalanında ücretsiz internet var. Dolayısıyla zaman çok çabuk geçti ve saat 08:00’de Sixth’ten arabamızı kiraladık.

Yurtdışında araç kiralama

Yurtdışında araç kiralamak için uluslararası ehliyetinizin olmasına gerek yok. Araç kiralayabilmek için Türkiye’de kullandığınız ehliyetiniz ve kredi kartınızda provizyon için 1000€’luk limit olması yeterli olacaktır. Biz Volkswagen Polo sınıfında bir araç kiralamıştık fakat ellerinde müsait araç olmadığı için upgrade ederek Renault Captur aracı bize teslim ettiler. Günlük kiralama ücreti 17€, günlük navigasyon bedeli 6€, Slovenya sınırları dışına çıkacağımız için günlük ekstra 7€ ödedik.

Ek olarak otoban ve tünel ücretleri de var. Bu ücretlerin bazısını gişede ödedik bazısı ise araç kiralama firması tarafından faturaya yansıtıldı. Toplamda ödediğimiz otoban ve tünel ücretleri 30-40€ arasında.

Biz araç kiralamalarında kilometre sınırı olmadığı için ve güvenilir olduğu için Sixt firmasını kullanıyoruz ve internetten rezervasyon yapıyoruz. Bu zamana kadar hiçbir sıkıntı yaşamadık ve tavsiye ediyoruz.

Havaalanı otoparkında hazırlık

Fotoğraflarda gördüğünüz hazırlık havaalanın otoparkında yapılmıştır :) 10 Eylül 2013 tarihinde giydiğimiz kıyafetlerimizi kendimizle birlikte her yere taşıyabiliyoruz. Ben arabanın içinde gelinliğimi giyerken Cemal kravatını bağlıyor, ben saçlarımı yapıp saç aksesuarımı takarken o arabada damatlığını giyiniyordu :) Gelin ve damat 15 dakika içinde evlilik yıldönümlerini kutlamak için Bled Gölüne gitmeye artık hazırdı :)

Masal diyarı Bled

Kalbim ağzımda sanki o gün evlenmişim gibi yemyeşil, ağaçlı yollardan geçerek Bled’e vardık. Kasabanın girişinde bulunan turizm ofisinden bir harita alıp arabayı hemen karşısındaki otoparka bıraktık ve 10 dakika yürüyerek Bled gölünün kıyısına vardık.

Google’a “Bled Gölü” yazıp arattığımda karşıma çıkan fotoğraflara bilgisayar başından bakarken bir gün oraları göreceğimi biliyordum fakat hayallerim o kadar kısa sürede gerçekleşiyor ki fotoğraflarına baktığım yer işte tam karşımdaydı. Hani hep diyorum ya dünya güzelliklerle dolu ve sanki benim görevim bir oyunun içindeymişçesine bu güzellikleri bulmak. Alp dağları ile çevrili Bled Gölüne bakıp yine içimden şu sözü geçirdim; hayat sana teşekkür ederim!

Gölün kenarına inerken iki orta yaşlı kadının fotoğraflarımızı çektiğinin farkına vardık. Onlara dönüp gülümseyerek poz verdik ve bu çok hoşlarına gitti. Fotoğraf faslı bitince sohbet etmeye başladık. Bize mutluluklar dilediler ve gelinliğimi nereden aldığımı sordular :) Evet, orta yaşlı iki kadın! :) Sonra hikayemizi anlattık onlara. Aslında bugün evlenmedik ama evlilik yıldönümümüzü her yıl farklı bir ülkede kutladığımızı anlattık. Hikayenin bu kısmını daha çok sevdiler. Sohbette “nerelisin” faslına geldiğimizde bu iki kadının Güney Afrika’dan hatta Cape Town yakınlarındaki bir kasabadan buraya geldiklerini öğrendiğimizde çok şaşırdık. Onlara Aralık ayında Güney Afrika’ya planladığımız seyahatten bahsedince bizi evlerine davet ettiler :) Not defterime adresini, adını ve e mail adresini yazarak sizi evimizde misafir etmeyi çok isteriz dediler. Yolda olmanın en güzel taraflarından biri bu. Akıp giden hayatınızda size unutulmayacak anılar yaratması… Güney Afrikalı arkadaşlarımıza veda edip yürümeye devam ediyoruz…

Güzelliği dillere destan Bled Gölü

Güzelliği dillere destan Bled Gölü doğanın insanlığa bir armağanı gibi. Gölün kenarında uzayıp giden patika yoldan kısa bir yürüyüş yapıp bir banka oturduk. Jülyen Alplerinin etrafını sardığı Bled Gölünün rengi öylesine berrak ve parlak ki bu manzaraya karşı oturup huzur bulmamak mümkün değil. Bir bankta oturmuş, el ele anın keyfini çıkarırken o anı ölümsüzleştirmek için bir fotoğraf çekelim istedik. Bir o yandan bir bu yandan deniyoruz ama ı-ıh olmuyor. İstiyoruz ki arkamızda hem güzel dağları alalım hem de masmavi Bled Gölünü bir de gölde yüzen beyaz kuğuları :) Sonra imdadımıza biri yetişiyor ve fotoğrafınızı çekebilirim diyor :) Canımsın Evren <3

Birkaç poz fotoğraftan sonra Avustralyalı olduğunu öğrendiğimiz arkadaşla sohbet etmeye başladık. Birkaç dakika sonra eşi Ema da bize katıldı. 20’li yaşların sonlarında olan bu çift evleniyor ve işlerinden istifa ediyorlar. Sonra Londra’ya tek gidişlik bir bilet alıp Avrupa turuna çıkıyorlar. Londra’dan Bled kasabasına uzanan yolculuklarında neredeyse tüm Avrupa’yı yürüyerek dolaşıyorlar. Hep okuyordum bisikletle dünyayı geziyor ya da yürüyerek dünyayı geziyor diye ama daha önce hiç gerçekten yürüyerek seyahat eden bir gezgin ile tanışmamıştık. Hayran hayran nasıl yani? Yürümek yormuyor mu ya da ne bileyim rotanızı nasıl buluyorsunuz gibi soruları ardı ardına sorarken karşımızdaki bu çift yüzlerindeki kocaman gülümseme ile bu işin biraz deli işi olduğunu kabul ediyoruz fakat yürüyerek seyahat etmekten çok büyük keyif alıyoruz deyince şaşırıyorum :) Onlar da bizim hikayemizi sordular, anlattık, güldük derken biraz kangurulardan biraz yolculuklardan sohbet ettik. Al işte unutulmaz bir yol hikayesi daha!

Avusturalyalı Ema ve eşine bol keşifli seyahatler dileyip vedalaştık ve Bled Gölü’nün etrafını bir bisiklet kiralayarak gezmeye karar verdik.

Bled Gölünü Bisikletle Dolaşmak

Bled Gölü buzulların erimesiyle oluşmuş tektonik bir göl. Bled Gölü öyle çok büyük bir göl değil. Etrafını dolaşmak bisikletle maksimum 1 saat alıyor. Yürüyerek de 1-1buçuk saatte gezebilirsiniz. Yol üzerindeki bir bisikletçiden saati 1€’ya bisiklet kiraladık ve vurduk kendimizi yollara. Sol tarafımızda uzanan masmavi Bled Gölü ve Jülyen Alpleri, sağ tarafımızda uzayıp giden ağaçlar. Hava sıcacık, rüzgarda uçuşan saçlarım ve gelinliğim. Adeta romantik bir filmin içinde gibiydik… Kıvrıla kıvrıla giden yolda bir elimizle bisikleti tutup diğer elimizle el ele tutuşup giderken kaç fotoğraf makinasının karesine girdik bilmiyorum. Dinlenmek ve manzarayı izlemek için durduğumuz sırada Japon olduğunu düşündüğüm bir grubun çemberi içinde kaldık. Birlikte fotoğraf çektirmek isteyen o kadar çok insan vardı ki :) Şu film karesinin içinde olma hissi şiddetini gittikçe arttırıyordu :)

Bisikletlerimize atlayıp gölün etrafında gezmeye devam ettik. Yolda hemen hemen herkes fotoğrafımızı çekiyor ve bize mutluluklar diliyordu. Yok yok bu bir film değil bu adeta bir rüyaydı.

Sonra bir grup fotoğrafımızı çekmek isteyince durduk. Genç-yaşlı 8-10 kişilik bir grup. Fotoğraf faslı bitince yol kenarında sohbet etmeye başladık. Yeni evlenmediğimizi ve 2. Evlilik yıldönümümüzü kutladığımızı anlattık. Nasıl sevdiler bizi anlatamam. O güzel enerjilerini öyle güzel aktardılar ki bize. Onların hikayesi ise hayranlık uyandırıcı. Bu grup 6 aydır Barış için yürüyormuş. Dedim ya grupta yaşlı insan da var genç öğrenciler de. Nasıl güzeller. Yüzlerinde sıcacık gülümseme ile anlatıyorlar seyahatlerini. 6 aydır Barış için yürümek! Daha önce hiç böyle güzel bir seyahat şekli görmemiştim. Meğer Avustralyalı Ema ve eşi de bu gruptaymış :) İçlerinden biri Polonyalıymış. 1 hafta sonra Polonya’ya gideceğimizi söyleyince hemen mail adresini yazdı defterimize. Bu seferde ben fotoğraf çektirmek istedim bu güzel insanlarla. Hayır zaten çok mutluyum! Hayır zaten o gün doğum günüm, evlilik yıldönümümüz ama bu kadar güzel anların bir parçası olmak bendeki serotonin seviyesini baya arttırmış olacak ki ağzım açık gülümseyerek bisikletle Bled Gölünün etrafını gezdik bitirdik.

99 Basamaklı Ada

Bled çok küçük bir kasaba olmasına rağmen hiç sıkılmayacağınız bol aktiviteli bir yer. Bisikletleri teslim ettikten sonra göl kenarındaki ahşap kayığa binip Bled Adasına gittik. Bled Gölünde çevreyi korumak adına hiçbir deniz aracı yakıt kullanmıyor. Tekneler 10-12 kişilik. Bir de tekneyi adaya süren kürekçi var. Gidiş-dönüş 45 dakika sürüyor. Adadaki kiliseyi gezmeniz için de 30 dakika veriliyor ve kişi başı 12€.

Teknedeki kişilerin sevimli yüz ifadeleri eşliğinde teknenin en ucuna yerleşiyoruz. İstikamet Bled Adası!

Slovenya’nın sahip olduğu tek ada Bled Gölünün ortasındaki minicik Bled Adası. Bu adadaki tek mimari 99 basamaklı St. Martin Kilisesi. Kayıktan inip yukarı doğru tırmandıkça nefes kesen Bled Gölü manzarasına bir kez daha hayran kalıyoruz.

Sloven geleneklerine göre bu ada uğurlu bir ada ve kim bu adada dilek dilerse gerçekleşirmiş. Yine başka bir geleneğe göre evli çiftler Bled Gölü’nü ziyaret ettikten sonra damadın gelini kucaklayıp 99 merdiven çıkmasının evliliğe uğur getirdiğine inanılırmış. Eee madem gelinlik ve damatlıklayız bu geleneği yerine getirelim istedik. Bir baktım Cemal bu işi baya ciddiye alıyor ve beni kucakladığı gibi başlıyor merdivenleri çıkmaya! Şaka şaka :) Sadece birkaç basamak çıktı :)

Kilisenin avlusunda bulunan cafede eşsiz manzara ve huzur eşliğinde bir kahve içmeden aşağı inmedik. Kristal renkli suya dokunarak kıyıya doğru ilerlerken kano turuna çıkan çiftlerin kameralarına el salladık. Güzel dileklerini kilometrelerce uzaktan bize duyuran bu insanlara kocaman sarılmak isterdim fakat çok uzaktalardı, el sallamakla yetindik…

Bled’te Öğle Yemeği

Villa Preseren Restaurant

Adres: Vesleska Promenada 14, 4260 Bled

Öğle yemeğimizi Bled Gölü kıyısındaki Villa Preseren Restoran’da yedik. Dünya mutfağından yemekler sunan bu restoranda iki kişilik yemeğe 25€ ödedik. Porsiyonları oldukça büyüktü. Yemeğimizi yerken hem dinlendik hem de Bled Gölü manzarasına karşı mutluluğumuzun katlanarak artmasına kadeh kaldırdık…

Bled Kalesi

Bu huzurlu yerden ayrılmak istemesem de otoparka doğru yürüyüp arabamızı aldık ve dik bir kayalık üzerine kurulu Bled Kalesini görmeye gittik. Ben arabadan inip kalenin girişine doğru yürürken büyük bir Asyalı grubun kaleden çıkışına denk geldik. Hepsi birden ipad ve telefonlarına yöneldi ve çat çat çat bir sürü fotoğrafımı çektiler :) Bu anlar hem çok komik hem de çok tatlıydı. Çünkü Asyalılar beğendikleri şeyler karşısında bir tür şaşkınlık ifadesi kullanıyorlar. Çıkardıkları “wooow” sesleri benim yüzümde kocaman gülümsemeler yarattı :)

Saten topuklu ayakkabılarımla Arnavut kaldırımlı yolda kaleye tırmanmak biraz zor olsa da Bled Kalesinin seyir terasına ulaştık. Yemyeşil dağlarla çevrili Bled Gölü’ne tepeden bakmak inanılmaz güzeldi. Minicik Bled Adası tepeden daha bi’ güzeldi.

Biraz oturup manzarayı son defa hafızalarımıza kazıdık ve dönüş yoluna geçerken sonradan Polonyalı olduğunu öğrendiğimiz kadının boynumuza atlaması ile kısa bir şok yaşadık :) İngilizce bilmiyordu fakat bizim için söylediği güzel dilekleri anlamak için İngilizce bilmeye gerek de yoktu. Kaleden aşağı doğru inerken kaç kişi bize mutluluklar diledi inanın sayamadım bile…

O kadar mutluyum ki. Daha önce hiç bulunmadığımız bir yerde, hiç tanımadığımız onca insanın bizim için söylediği güzel sözler, güzel dilekler kelimelerle anlatılamayacak kadar güzel hissettirdi kendimizi. Kaç insanın albümüne misafir olduk bilmiyorum. Daha güzel bir kutlama ve daha romantik bir lokasyon seçimi olamazdı. Sadece hayat arkadaşım değil aynı zamanda hayal arkadaşım olan sevgilimle evliliğimizin ikinci yılı öyle kutlu oldu ki yoluma çıkan herkese güzel enerjilerimi yolluyorum…

Kısa Kısa Bled

  • Biz Bled’e sadece 1 gün ayırdık fakat öyle bir yer ki haftalar geçer Bled’te.
  • Bled’e çok yakın ve görülmesi önerilen iki yer daha var. Eğer vaktiniz var ise Bohinj ve Vintgar Gorge kanyonunu da görebilirsiniz.
  • Bled’in simgelerinden biri de Kremna rezina yani Kremalı Kek. Mutlaka denemelisiniz!
  • Bled’te dilerseniz iki kişilik kayık kiralayıp göl turu yapabilirsiniz. Fiyatları 10-15€ arasında değişiyor.
  • Slovenya Avrupa Birliği ülkesi ve para birimi Euro. Schengen vize ile ziyaret edebilirsiniz.
  • Eğer araba kiralamak gibi bir planınız yok ise Ljubljana tren garından Bled kasabasına trenle gelebilirsiniz.
  • Evlenme teklifi, sevgililer günü, evlilik yıl dönümü kutlama, balayı için Bled en doğru yer :)
  • Ölmeden önce görülecek yerler listelerinden pek hoşlanmıyorum. O yüzden ben ölmeden önce mutlaka görün demeyeceğim fakat şimdi bir deftere “Bir gün Bled’e mutlaka gideceğim” diye not alın. İnanın pişman olmayacaksınız :)

Dünya benim evim’i facebooktan, instagram‘dan ve twitter‘dan takip edebilirsiniz.

Dünya benim evimden sevgiler

Bir Masal Kasabası: Bled” hakkında 11 yorum

  1. Kızımla yaptığım interrail yolculuğunda 1 gün diye planlayip gölü gördüğüm an 2 gün kalmaya karar vermiştim.hatta emekli olunca gelip aylarca kalırım diye hayaller kurup ev kiralarini arastirmistim ? her yurt dışı rotamda acaba bir daha yolum düşer mi diye oturuyorum haritaların başına ? bled ?

    1. Rengin hanım merhaba, Öncelikle kızınızla interrail yapmanıza ba yıl dım! Kızınız sizin gibi bir anneye sahip olduğu için çok şanslı bence :) İnanın ben de Bled’ten hiç ayrılmak istemedim ve dediğiniz gibi benim de aklımda ve bir daha ne zaman giderim acaba diye düşünüyorum hep. Çok sevgiler…

      1. Doğumgününuzu veee evlilik yildonumunuzu kutlamayi unutmusum?bled düşünce aklıma böyle oldu iste?nice sağlıklı mutlu yıllariniz olsun,bol ucuslu,bol kesifli mucizelerle dolu,sürprizli nice yillar???

        1. Rengin hanım çok naziksiniz. Güzel dilekleriniz için çook teşekkür ederim, çok mutlu oldum.

  2. 2014 haziran ayında Bled de unutamayacağım bir gün geçirmiştim. Harikasınız size gezilerle dolu uzun bir ömür diliyorum.

    1. Bled’in herkesin hatıralarında güzel anlar bırakması ne kadar güzel :) Çok teşekkür ederim.. :)

  3. 02.08.2014 tarihinde gitmiştik Bled gölüne muhteşem zaten Slovenya’yı anlatmaya kelimeler tetmez.Fakat Bled gölüne gittiğimizde ençok istediğimiz tekne ile gezmekti fakat öyle yağmur yağıyordu ki anlatamam.n kısa zamanda tekrar gitmeyi o kadar çok istiyorum ki anlatamam.Bütün Slovenya halkına sevgiler.

  4. Bende sevgilime Bled sürprizi hazırlıyordum. Haberi yok onu 05. Mayısta haftasonu için Bled ‘e götüreceğim. Tanıtımınız çok etkileyiciydi. Samimi olarak sizi kutluyorum. Mutluluklar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir