escort balçova Karşıyaka escort izmir Rönesansın Kalbi Floransa | Dünya Benim Evim Skip to main content

Rönesansın Kalbi: Floransa

Adına “İtalyan Rüyası” dediğim seyahatimizin ana fikri bir dergi kapağındaki Floransa fotoğrafıydı. Birbirinden enfes yerler görüp, birbirinden unutulmaz anlar topladıktan sonraki durağımız İtalyan Rönesansının doğduğu şehir Floransa’ydı. Hem seyahatin çıkış noktası olması hem de Floransa ile okuduğum yazılar sebebiyle Floransa’dan beklentim büyüktü. Adına sendromlar yaratılan, Leonardo da Vinci, Michelangelo, Dante gibi Rönesans sanatçılarının sokaklarında yürüdüğü, sanat galerileri ve müzelerle dolu bu şehri çok merak ediyordum.

Floransa’ya nasıl gidilir?

Biz Floransa’ya Verona’dan araba ile 2,5 saatte ulaştık. Fakat Floransa oldukça turistik bir şehir olması sebebiyle tren veya otobüs ile de ulaşımı oldukça kolay. Eğer siz de bizim gibi araba ile seyahat ediyorsanız Floransa’daki park sorununun Venedik’ten daha kötü olduğunu söyleyebilirim. 2,5 saatte ulaştığımız Floransa bizi inanılmaz bir trafikle karşıladı. Sanıyorum bundan ötürü şehirde çok sayıda vespalı var. Yaklaşık 1,5 saat boyunca arabayı park edebileceğimiz bir otopark aradık fakat navigasyonun bizi yönlendirdiği tüm otoparklar girişi yasaklı yani “Zona Traffico Limitato” bölgesinde olduğu için dönüp dönüp durduk zira bu bölgelere girişin cezası minimum 100€. Fakat sorun şu ki otoparkların hepsi bu bölgedeydi. Risk aldık ve araç girişinin yasak olduğu bu bölgeye mecburen girdik ve tam o anda kamera fotoğrafımızı çekti.

Olayın özü ise şuymuş; Floransa çok tarihi ve çok küçük bir şehir olduğu için eski şehir denilen bölgeye araçla girmek yasak. Yasaklı bölgede bulunan otoparkların belediyeden aldıkları izin sertifikaları varmış ve aracın fotoğrafı çekilse bile otopark plaka numaramızı belediyeye bildirdiği için ceza tarafımıza yansıtılmıyormuş. Eski şehrin içinde olması ve belediye izni bulundurması sebebiyle Garage Ponte Vecchio Floransa’ya araba ile gelmeniz durumunda tercih edebileceğiniz bir otopark. Günlüğü 35€.

Kimisi şehrin en önemli yapılarının içinde bulunduğu, kimisi yeşil ağaçlarla çevrili, kimisi sakin, kimisi turist kuyrukları ile uzayıp giden kalabalıktaki meydanlar yapılacaklar listemin olmazsa olmazları. İtalya’nın hangi şehrine giderseniz gidin sizi içine alan, kendinizi inanılmaz iyi hissettiren meydanlar bulursunuz. Fakat Floransa meydanlar konusunda başı çekiyor diyebilirim. Şimdi aşağıda bahsedeceğim meydanlara gitmeden, o havayı solumadan geri dönmeyin.

Piazza della Signoria / Hanımlar Meydanı

Signoria meydanına vardığımda tek kelime ile büyülendim. Bu meydana vardığınızda meydanın tam ortasına gelin ve sonra yavaş yavaş kendi etrafınızda dönmeye başlayın. Karşınıza önce yılan başlı Medusayı elinde tutan Perseus heykeli çıkacak. Heykel o kadar büyük o kadar ihtişamlı ve o kadar korkutucu ki çünkü gerçekçiliğinin yanı sıra bu heykel aslında düşmanları korkutmak için yapılmış. Perseus heykelinin ardından sütunları ve içindeki çeşitli-genellikle kesik baş temalı-heykelleri ile günümüzde açık hava müzesi olarak kullanılan ama tarihte yetkililerin önemli törenleri izlediği Loggia dei Lanzi’ye çevirin yüzünüzü. Hemen sonra Rönesansın yetenekli sanatçılarından Michelangelo’nun dünyaca ünlü Davud heykelinin replikasına yönelin. Signoria Meydanı tarihin geçmişten günümüze koruyarak getirdiği bu yapılardan ibaret değil. Bir de 13. yüzyılda hükümet sarayı olarak yapılıp 1470 yılında Medici ailesinin evine dönüşmüş ve avlusunu Michelangelo’nun yaptığı Palazzo Vecchio yani Vecchio Sarayı var ki Floransa’nın en önemli tarihsel yapılarından olup meydanı çevreleyen görkemli yapılardan sadece biridir ve günümüzde belediye binası ve müze olarak kullanılmaktadır.

Piazza della Repubblica / Cumhuriyet Meydanı

Repubblica meydanına vardığımda karşılaştığım sahneyi tarif etmek inanın çok güç. Aslında tarifi kolay ama hissiyatı güç diyelim. Roma döneminden bu yana Floransa’nın en önemli meydanı olan Piazza della Republicca tüm tarihi görüntüsünün yanı sıra içinde rengarenk bir dünya barındırıyor. Meydanın en görkemli yapısı olan kemerin hemen önünde, meydanın ortasında rengarenk bir atlı karınca var. Evet ben de birçoğunuz gibi atlıkarıncaları çok seviyorum. Sanıyorum  her şey o masalsı görüntüsü ve döndükçe çalan masalsı müziğinden ötürü :) Bu meydanda atlıkarıncaya binmeden dönmeyin bence. Şahsen ben üzerindeyken kendimi Roma dönemi dekorlu bir masalın içindeymişim gibi hissettim.

Piazza della Repubblica aynı zamanda Caffé GilliCaffé Paskowski ve Caffé delle Giubbe Rosse gibi tarih boyunca sanatçılar tarafından buluşma noktası olarak gelinen kafelere de ev sahipliği yapıyor. Fiyatların çok yüksek olduğu bu kafelerde bir kahve içmek tamamen sizin bütçenize kalmış. Bir cappucinonun 9-10€ olduğunu belirtmemde fayda var :) Bence gereksiz pahalı zira çok sıradan bir cafede bile enfes kahveler içebilirsiniz.

Piazza San Lorenzo / San Lorenzo Meydanı

Floransa’nın en büyük kiliselerinden biri olan Basilica di San Lorenzo’ya ev sahipliği yapan San Lorenzo meydanı diğer meydanlara nazaran daha küçük ve daha sakin. Bu meydana gelmişken içinde Medici ailesinin önemli üyelerinin mezarlarının da bulunduğu, ön kısmı hala tamamlanmamış ve tamamlanmayacak olan San Lorenzo Bazilikası’nı da mutlaka görün.

Bu meydana paralel sokaklar olan Via Ariento ve Via Nazionale’de iki tane market (pazar alanı) bulunuyor. Central Market (Mercato Centrale) olarak bilinen bu pazar Pazartesi’den cumartesi’ye sabah 7 öğlen 2 saatleri arasında açık ve daha çok meyve, sebze ve şarküteri ürünlerinin satıldığı bir yer. Dilerseniz öğle yemeğinizi de burada appretivo şeklinde yiyebilirsiniz. Diğer pazar alanı ise açık havada olup Salı’dan Cumartesi’ye sabah 9 akşam 7 saatleri arasında hizmet veriyor. Daha çok Bangladeşlilerin deri ürünlerini sattığı bu pazarı ben çok sevmedim. Sebebi ise Floransa’nın tarihi yapısı içinde çok alakasız durması ve ürünlerin İtalya’ya özgü olmaması… Bir göz atabilirsiniz fakat saatler harcamaya değmez bence.

Pazar alanlarından bahsetmişken şehir merkezinde bulunan ve Rönesans mimarisinde inşa edilip, tarihte ipek ve altın mücevherlerin satıldığı, günümüzde deri ve küçük bibloların satıldığı Mercato Nuovo İngilizce adı ile Porcellino Market da görülmesi gereken yerlerden biri. Salı’dan Pazar’a sabah 9 akşam 7 saatleri arasında açık.

Piazza di Santa Spirito / Santa Spirito Meydanı

Turist kalabalığından uzak, daha çok lokal insanların takıldığı, insanların köpekleri ile birlikte gezintiye çıktığı, kimilerinin oturup kitap okuduğu, etrafı yemyeşil ağaçlarla kaplı bu meydan benim Floransa’da en sevdiğim meydanlardan biri oldu. Güneşin batışını izlerken içmek için aldığımız şarabı burada açıp içmeye başladık. Hemen yan tarafımızda çok tatlı ve yaşlı bir kadın hafif gülümseyerek defterine notlar alıyordu. Meydanın etrafı kafe ve restoranlarla dolu. Santa Spirito meydanı Floransa’nın olmazsa olmazlarından diyebilirim. Birçok kaynakta bahsedilmez ama lokal havayı hissetmek ve günün yorgunluğunu atmak için bence mutlaka gidin.

Piazza del Duomo / Duomo Meydanı

Uzun bir yürüyüşten sonra sokağı dönmemle karşıma çıkan Santa Maria del Fiore Katedrali’ni görünce kalp atışlarım hızlanmaya başladı. Karşımda gördüğüm bu şaheseri hayranlıkla izlemeye başladım. O kadar büyüleyici bir mimarisi var ki önce uzaktan sonra yakından, gündüz, gece, önünden geçtikçe sapık gibi izledim, inceledim. Üzerindeki sayısız heykeli keşfetmeye çalıştım. Baktıkça kalp atışlarım hızlandı, baktıkça heyecanlandım ve sonra öğrendim ki Floransa Sendromu hatta literatürdeki adıyla Stendhal Sendromu diye bir şey varmış. 19. yüzyılda yaşamış Fransız yazar Stendhal, Floransa ziyareti sırasında Santa Maria del Fiore Katedralini görünce anlatılması güç bir duygu yoğunluğu hissetmiş. (Bakınız yukarıda başıma gelenler). Bir tablonun, heykelin karşısında kalp atışları hızlanan, başı dönen ve hatta baygınlık geçirip halüsinasyon gören insanlar hatta hastanelik olan insanlar bile varmış. Bir İtalyan psikiyatr Floransa’da bu sendromu yaşayan 100’den fazla ziyaretçiyi gözlemlemesinden sonra Floransa Sendromu psikosomatik bir rahatsızlık olarak literatüre geçmiş.

Santa Maria del Fiore Katedrali/Floransa Katedrali

Dünyanın en büyük 3. Katedrali olup, yapımı 140 yıl süren, Floransa’nın hala en yüksek yapısı olup aynı zamanda şehrin en önemli simgesi olan, göz alıcı kubbesi ile dışarıdan kendine bakanları hayran bırakan Santa Maria del Fiore Katedralinin dışı pembe, yeşil ve beyaz renkli mermerlerle bezeli ve üzerinde sayısız hikaye yer almaktadır. Üzerindeki irili ufaklı heykellerin dili olsa da bize hikayelerini anlatsınlar çok istedim…

Floransa’nın siluetini belirleyen bu olağanüstü katedrali ne yapın edin hayatınızda bir kere görün.

Katedrale girerken kıyafetinizin bacaklarınızı ve kollarınızı örten bir giysi olduğuna dikkat edin aksi takdirde benim gibi kapıda kalırsınız ve sonra acıyan gözlerle etrafınızdakilere bakarsınız. Neyse ki Tayvanlı bir kız bana ceketini verdide içeri girdim. Pazartesi, Çarşamba ve Cuma 00:00 – 17:00, Perşembe 10:00 – 15:30, Cumartesi 10:00 – 16.45, Pazar 13:30 – 16.45 arasında ziyarete açıktır ve giriş ücretsizdir.

Dışı bu kadar olağanüstü olup içinin son derece basit bir şekilde tasarlanması bende bir hayal kırıklığı yaşatmadı değil fakat kubbenin iç kısmına resmedilen Last Judgement yani Kıyamet Günü freskini boynunuz ağrıyana kadar izleyin…

Campanile di Giotto / Giotto’nun Çan Kulesi

Piazza del Duomo meydanı Floransa’da görülmesi gereken bir çok yapıyı kapsıyor. Onlardan biri de Giotto’nun Çan Kulesi. Aslında bununla ilgili komik bir anım var. Floransa’da kalbimi pır pır ettiren kiliseyi görmek üzere öğlen güneşi altında girdiğim kuyruk Giotto’nun Çan Kulesi kuyruğu çıktı ve ben bunu sıra 1 saatten sonra bana gelince anladım. Madem o kadar bekledim göreyim bari diye girdiğim bu kuleye 414 basamağı tırmanarak çıkacağım bilgisini görünce çok önemsemedim. Rakamlarla ve rakamların ifade ettikleri ile aram pek yok bu yüzden 414 basamak bana bir şey ifade etmedi. Cardionun dibini gördüm sanırım. Böyle bir kalp atışı, böyle bir bacakların yanması ve böyle bir kalp çarpıntısı yaşamadım. Ama değiyor mu, değiyor. Hatta şöyle bir tüyo vereyim size Duomo’nun kubbesine çıkmak yerine bence bu çan kulesine çıkın. Duomo’dan o enfes kubbeyi göremiyorsunuz fakat çan kulesinden ona dokunacak kadar yakın olduğunuzu görebiliyorsunuz :) Giotto’nun Çan kulesi 08:15- 18:50 saatleri arasında açık. Giriş ücreti 10€ fakat bu biletle Vaftizhane ve müzeyi de ziyaret edebiliyorsunuz.

Piazzale Michelengelo / Michelangelo Tepesi

Michelangelo tepesine vardığımızdaki hislerimi nasıl kelimelere dökeceğimi bilemiyorum ama ekşi sözlükte biri şöyle ifade etmiş; “Piazzale Michelangelo tepesinden Floransa’ya bakmak, hayatı hiç yaşamamış birinin dünyaya bakması gibi bir şey”.

Michelangelo tepesinde beni karşılayan manzara seyahat dergisinin kapak resmi ile aynıydı. Yani o Floransa fotoğrafı tam da bu tepeden çekilmişti. Seyahatlerimde bazı anlar oluyor. Kendimi aşırı huzurlu, mutlu ama dahası şanslı hissettiğim ve hatta şükür duyduğum anlar. İşte o anlardan birini de Michelangelo tepesinde yaşadım. Floransa buradan inanılmaz mistik duruyor, sanki bir kaos var gibi ama aynı zamanda birbirinin aynısı, yan yana dizilmiş yapılar ve sanki bir düzen de varmış gibi… Sarının tüm sıcak tonlarıyla görsel bir şölen almış başını gidiyor. Sarıyı çok sevdiğimden midir bilmiyorum büyülendim. Biraz ileride Arno Nehri uzayıp gidiyor, üzerinde boylu boyunca uzanan Ponte Vecchio buradan da enfes görünüyor. Şehrin ortasından yukarı doğru yükselen Duomo ve kubbesi… Masal gibi bir Rönesans manzarasına karşı marketten 5€’ya aldığımız Chianti marka Toskana bölgesi şarabımızla güneşin batışını izlerken sanki her şey o anda bizden ibaretti.

Michelangelo tepesine Ponte Vecchio civarından 12 ve 13 numaralı otobüsle çıkabilir ya da 15 dakikada yürüyerek çıkabilirsiniz. Gününüzü planlarken burayı mutlaka gün batımına bırakın ve marketten şarabınızı almayı unutmayın :)

Ponte Vecchio / Eski Köprü

Dışarıdan görünümüne bayılıp içinde yürüdüğümde kuyumcu görmekten sıkıldığım Ponte Vecchio Floransa’nın Arno Nehri üzerindeki en eski köprüsü. İlk yapımı Orta Çağ’a uzanan bu köprü eskiden kasapların ve deri tabakhanelerinin bulunduğu bir köprü iken Medici ailesinin kokudan rahatsız olması üzerine günümüzde kuyumcuların bulunduğu bir köprü halini almış.

Medici ailesi Pitti ile Uffizi arasında halka karışmadan yürüyebilmek için bu köprünün üzerine Vasarı adında bir koridor yaptırmış. Bu koridoru köprünün dışından dikkatlice bakarsanız görebilirsiniz.

Floransa’nın simgelerinden biri olan Ponte Vecchio’yu mutlaka rotanıza ekleyin zira bu köprü, köprüleriyle meşhur Floransa’nın II. Dünya Savaşında Almanlar tarafından bombalanmayan tek köprüsü.

Uffizi Müzesi / Pitti Sarayı / Boboli Bahçeleri

Floransa’ya vardığımızda günlerden pazartesiydi ve evet tüm müzeler kapalıydı. Dünyaca ünlü müze ve galerileriyle ünlü Floransa’yı gezmek için sadece bir günümüz vardı ve biz o günü pazartesiye denk getirebilmiştik. Ama bu durumu anında fırsata çevirerek Floransa’ya bir kez daha gelmek üzere kendime söz verdim :) Leonardo, Michelengelo, Raffaelo, Boticelli gibi daha birçok ünlü sanatçıya ait dünyaca ünlü eserleri görmeyi dört gözle bekliyorum :)

Uffizi müzesi, Pitti sarayı ve içindeki Boboli bahçelerini ben göremedim siz mutlaka görün.

Kısa kısa notlar

  • Sanatın başkenti Floransa tarihi ve kültürel açıdan mutlaka görülmesi gereken İtalyan şehirlerinden
  • Müze ve galerilerle birlikte Floransa’ya 2,5 gün gibi bir süre ayırabilirsiniz.
  • Floransa’da hatta İtalya’da konaklama genel olarak pahalı. Oteller, hosteller çok eski dolayısıyla içine çok önem vermeden bence eski şehir dolaylarında bir yerde kalın. Biz Loggia Fiorentina adında çok eski bir binada bulunan hostelde kaldık ve hem lokasyon hem de konaklama olarak çok memnun kaldık.
  • Floransa’nın sanat başkenti olmasının arkasında Medici ailesinin Rönesans sanatçılarına yaptığı yatırım ve destek yer alıyor. Bu yüzden Floransa’ya gitmeden önce Medici ailesini okuyun, araştırın.
  • İtalya her mevsimde güzeldir ama bence Nisan- Mayıs veya Eylül-Ekim ayları kültürel bir İtalya seyahati için ideal zamanlar.
  • Floransa son derece turistik bir şehir olduğundan dil konusunda bir sıkıntı yaşayacağınızı sanmıyorum.
  • Ben seyahat ettiğim yerlerde –Londra hariç- gerçekten vurulduğum bir şey yoksa alışveriş yapmıyorum dolayısıyla alışveriş nerede yapılır hiçbir fikrim yok :)
  • 72 saat geçerliliği olup 72€ ücreti olan Firenze kartı eğer müzeleri gezeceksiniz mutlaka satın alın. Sebebi ise bu kartın Floransa’daki 67 müzede geçerli olması. Bu kart sayesinde ciddi uzunluktaki kuyruklarda zaten kısıtlı olan vaktinizi boşa harcamamış olursunuz.
  • Eğer belli başlı müzeleri görmek istiyorsanız Firenze kart almanıza gerek yok fakat müze biletlerinizi mutlaka online olarak satın alın ve uzun kuyruklarda beklemekten kurtulun.
  • Meydanlarda ve parklarda uzanmak, yatmak yasak. Polisin gelip sizi uyandırmasını beklemeden böyle bir şeye Floransa’da kalkışmayın.
  • Umumi tuvalet konusunda sıkıntı yaşayabilirsiniz zira çok fazla tuvalet yok. Bu yüzden müzelerin tuvaletini kullanın.
  • Dünyaca ünlü sanatçıların eserlerinin kopyalarını 5-10€ karşılığında Afrikalı seyyar satıcılardan alabilirsiniz.
  • Sadece Floransa’da değil nerdeyse tüm İtalya şehirlerinde su satın almanıza gerek yok çünkü her yer çeşme ve su içilebilir.
  • Son olarak otobüse falan binmeyin, tembellik etmeyin ve Floransa’yı yürüyerek keşfedin, sokaklarda kaybolmak tabirinin yaşayın.

Floransa dolu dolu bir şehir olması sebebiyle benimde yaz yaz bitiremediğim bir yazı oldu :) Umarım sıkılmadan okuyup, sonuna kadar geldiniz :)

Floransa’ya gidin ve Leonardo, Michelengelo gibi dünyaca ünlü sanatçıların yürüdüğü sokaklarda yürüyün ve kendinize masal gibi anlar yaratın…

Floransa bitti mi? Hayır :) Bir sonraki yazım Floransa yeme içme rehberi

İtalyan rüyası yazım için tıklayınız

Kızıl Şehir Bolonya yazım için tıklayınız

Evrenin mucizesi Venedik yazım için tıklayınız

İtalyan rüyası Venedik yazım için tıklayınız

Aşkın başkenti Verona yazım için tıklayınız

Garda gölünün incisi Sirmione yazım için tıklayınız

Sevgiler

Rönesansın Kalbi: Floransa” hakkında 3 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir