escort balçova Karşıyaka escort izmir Evrenin Mucizesi Venedik | Dünya Benim Evim Skip to main content

Evrenin Mucizesi: Venedik

Venedik… Dünyanın mühendislik harikası şehri.300,000 kişiye yaşam alanı sunan, Avrupa’nın en çok ziyaret edilen, mimarisi ve suyolları ile dünyanın en turistik şehri. 118 ada ve 150 kanaldan oluşan, tüm trafiğin su üzerinde aktığı, 400’den fazla köprünün içinden geçtiği mucize şehir Venedik.

Venedik’e adım attığım andan itibaren büyülendim. Bu şehir dünyanın en güzel şehri olmalıydı. Her bir sokağına, her bir köprüsüne, meydanına, binalarına, insanına her şeyine vuruldum bu şehrin. İtiraf etmeliyim ki çok ön yargılıydım bu şehre karşı. “Turistik bir şehir işte” diye geldiğim bu şehir beni kendine aşık etti. Tamam, genel olarak severim ben her yeri ama Venedik bir başka oldu. Tüm gün boyunca ağzım kulaklarımda gezdiğim bu şehri nasıl yazacağım, nasıl ifade edeceğim diye düşündüm durdum.

Eminim ki Venedik’e giden herkes merak etmiştir bu şehrin hikayesini. Ben de çok merak ettim. Nasıl olurdu da şehir suyun üzerinde salınırdı böyle. Döner dönmez araştırmaya ve okumaya başladım. Genellikle “görülecek yerler listesi” sunan seyahat yazılarından biraz farklı olsun istedim bu yazı. Bu yüzden Venedik’in hikayesi ile başlayacağım yazıma.

Kuşkusuz bir insan tarafından yapılan en güzel şehir, The New York Times

Venedik’in kazıkların üzerine kurulu bir şehir olduğunu söylesem “yok artık” dersiniz değil mi? Kayadan, demirden, taştan daha güçsüz, çürüyebilen, inşaatta destekleyici materyal olarak kullanılan ahşabın dünyanın en güzel şehrinin oluşumundaki ana madde olması beni hem şaşırttı hem de bir kez daha büyüledi.

Şimdi gelelim romantik Venedik’in hikayesine…

MapOfVenice

Venedikliler, İlirya’dan göçüp Anadolu’da Paflagonia’ya yerleşmiş, Troya savaşına katılmış sonrasında İtalya’nın kuzeyindeki bereketli topraklara gelip, M.Ö 1184’te Padova kentini kurmuş Venetler’in torunlarıdır. Şuanda dünyanın en iyi korunmuş ve en ilginç şehirlerinden biri o dönemde uçsuz bucaksız sazlıklarla kaplı bir lagünmüş. Venedikliler, o dönemde Anadolu’dan taşıdıkları kültürel zenginlikleri bu topraklarda kullanmaya başlamışlar ve yazları tuzlaya dönüşen Venedik lagününden elde ettikleri tuz sayesinde ticareti geliştirmişler. M.S 402 yılında Bizans İmparatoru Gotlarla anlaşıyor ve saldırılarının yönünü Konstantinapolis’ten İtalya topraklarına çeviriyor. Gotlar tarafından yakıp yıkılan şehirlerinden kaçmak zorunda kalan Veneto bölgesi halkı çareyi akarsuyun yönünü değiştirerek bu akarsuyu lagüne doğru yönlendirmekte buluyor. Böylece şehrin etrafı sularla kaplanıyor. Yüzyıllar boyunca ekmeğini lagünün nimetlerinden kazanan Veneto halkı bu su parçasında hayatta kalmayı çok iyi beceriyor, atlı akıncılar olan Gotların ise bu bataklıkta ilerlemesi imkansız. Kendini Gotlardan korumaya çalışan Veneto halkı böylelikle dillere destan Venedik’in temellerini atmış oluyor…

Gelelim Venedik’in nasıl şehirleştiğine…

Önce, çevredeki ormanlardan kestikleri kütükleri yüzdüre yüzdüre getirmişler, sonra minik çamur adacıklarının arasındaki kanalları derinleştirip çıkan çamurla bunların zeminini biraz daha güçlendirmişler ve sonra da kazıkları bir bir çakarak çamurla sıvadıktan sonra yaşam alanlarını yaratmışlar. Kazıkların bir kısmı şuan Slovenya ve Hırvatistan olan bölgeden getirilmiş ve meşe, karaçam gibi suya dayanıklı ağaçlar.

Benim aklıma direkt şu geldi “ bu zamana kadar bu ahşap kazıklar nasıl olur da çürümez”.

venice-wooden-foundations_0

Ahşabın çürüyebilmesi için hem hava hem de suyun aynı anda ahşaba nüfus etmesi gerekirmiş. Suyun altında oksijen olmadığı için ve lagün suyunun zengin alüvyonları ve killi toprağı kazığın etrafına toplamasıyla aksine ahşap kazıklar bir kaya kadar güçlenip kazığın çürümemesini sağlıyormuş. Peki bu evrenin mucizesi değil de nedir ve Veneto halkı bunu nasıl keşfetti, teknoloji hayatımıza girdikçe beynimizi daha az mı kullanmaya başladık… Kafamda deli sorular :)

Kazıkları birbirine çok yakın çakıp zamanla alüvyonlar suyun üzerine çıkmasın diye taşlarla doldurmuşlar. Özellikle su geçirmediği için mermer kullanılmış ve duvar örme işinin temelleri de yine bu zamanda atılmış. Venedik’in alt yapısını oluşturan bu kazıklar üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen hala bir kaya kadar sağlam ve binaların temelleri bu kazıklarda oluşup taştan binalar bu temellerin üzerine oturtularak yapılmış.

Veneto halkı bataklıktan dönüştürdükleri bu lagünün dünyanın en romantik, en ilginç, en güzel şehri olduğunu görseydi gözlerine inanamazdı herhalde :)

pile-drivers-by-giovanni-grevembroch-from-goy-

Yüzyıllar boyunca denizler üzerindeki hakimiyetini sürdüren Venedik bu zamana kadar gördüğüm ve beni bu denli büyüleyen tek şehir oldu. İstediği kadar turistik ve kalabalık olsun. Venedik evrenin bir mucizesi…

Turizm acentalarının “batmadan görün” diye pazarladığı Venedik sandığınız gibi yakın zamanda batmayacak. Kuzey kutbundaki buzulların erimesi ve iklim değişimleri deniz seviyesini yükselttiğinden sağanak yağmurlarda ve rüzgarlı günlerde zor anlar geçiriyor Venedik. Denizin taşması ve meydanlara su basması birkaç kez söz konusu olmuş fakat Venedik bu sorunu çözecek projeler geliştirmiş bile. Umarım bu dünya harikası şehir asla yok olmaz…

Kürek Çeken Şehir

Venedik, lacivert çizgili tişörtlü, hasır şapkalı ve yanık tenli gondolcuların Büyük Kanal üzerinde enfes kareler yarattığı bir şehir. Şehrin deniz üzerinde olması Venediklileri becerikli denizcilere ve mükemmel kürek çeken kişilere dönüştürmüş. Dolambaçlı kanallar, alçak köprüler, sığ su kayıkların kullanımına yol açmış. Gondolcular işleri tamamen turistleri gezdirmek olmadan önce bu mesleği şehir işinde ulaşımı sağlamak için yapıyorlarmış. Hatta bu iş babadan oğula geçermiş fakat günümüzde oldukça zor olan bu meslek İtalya’da nesli tükenecek olan meslekler arasında gösteriliyor.

Venedik kanunlarına göre gondolların rengi siyah olmak zorundaymış. Dönemin zenginleri gondollarını aşırı süsleyip ne kadar zengin olduklarını gösterince böyle bir kural konulmuş. Gondolların önünde bulunan ve “ferro” adı verilen pirinç ya da demirden yapılan melek figürleri gondolcuya eş ağırlık sağlıyor.

Sayısız köprü ile birbirine bağlanan adalar üzerinde sayısız gondolcu var. Onlar müthiş bir eforla kürek çekerken gondolda oturan şanslı kişilerde Venedik’in keyfini çıkarıyor. Zamanında 14,000’den fazla gondol olan bu şehirde şimdilerde sadece 400 adet gondol var. Köprülerden geçerken, köprüye gelmeden boşluğa “orada kimse var mı” diye bir bağırış atıyorlar, cevap gelirse duruyor gelmez ise yollarına devam ediyorlar…

timber-yards-on-barbaris-map-from-goy-001

Ben Venedik’i yüzümde kocaman bir gülümseme, aklımda deli sorular ve müthiş bir hayranlıkla gezdim.

Venedik tek kelime ile dünyanın en tasarım harikası ve en güzel şehri! Ölmeden önce görmeniz gereken yerler listesine bir numaradan girer :)

Venedik ne kadar anlatsam da bitmeyecek bir şehir. Venedik’te geçirdiğimiz bir günün detaylarını bir sonraki yazımda paylaşacağım.

Not: Konunun tarihi olması sebebiyle yerli ve yabancı kaynaklarda okuduğum bilgileri kendi yorumumla yazmaya çalıştım. Görseller googledan.

İtalyan Rüyası: Venedik yazım için tıklayınız.

Dünya benim evimi facebooktan ve instagramdan takip edebilirsiniz.

Evrenin Mucizesi: Venedik” hakkında 4 yorum

  1. Selamlar,
    Su an Venedikteyim ve butun gun gezmekten ayaklarima kara sular indi.
    Evet ,cok degil ama ilginc bir sehir. Bende su an neden sular altinda oldugunu ogrenmeye calisiyordum.
    Cok kalabalik bir sehir. Epeycede Turk turist var, tabiki en az yuz kati baska turistlerde var. Biraz pahali bir sehir, ama genede her butceye uygun konaklama ve yemek imkani var, aramak gerek.
    Avrupada gordugum en temiz sehir diyebilirim. Hele kanallar, neredeyse cop yok. Butun esnaf diyeyim ingilizce biliyor, tarzancada olur yani ac kalmazsiniz.pizza ve makarnasi harika ozellikle makarna 4 peynirli olani,ben bayildim.
    Dikkatimi ceken tek sey epeyce bol miktarda bos dukkanlar ve binalar var. Neden acaba?
    Ve birde dikkatimi ceken bir sey, hic bir yerde restorasyon calismasi yapilmamis. Sanki yuz yildir el surulmemis, Cogu binanin dis cephesi adeta dokuluyor,kanaldaki kaziklar sallaniyor,cogu kazikta plastikten. Bunlar beni biraz hayal kirikligina ugratti. Oysa diger avrupa ulkelerinde surekli yenileme olur.Yikik dokuk binalari ancak ara sokaklarda olur.
    Genede gorulmesi gereken bir sehir ona eminim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir