Skip to main content

Bir Ortaçağ Kasabası: San Gimignano

İtalya seyahatimizin son gününe sabah erken uyandık. Planımıza göre öncelikle kaldığımız çiftlik evine 20 dakika uzaklıktaki Ortaçağ kasabası San Gimignano’yu görüp sonrasında ise eve dönmek üzere 2 saat uzaklıktaki Bolonya havalimanına gidecektik. Eşyalarımızı toparlayıp çiftlik evinden ayrılırken bol bol fotoğraf çekip yola koyulduk.

San Gimignano kasabasına vardığımızda bizi toprak renginde bir mimari karşıladı. Etrafı surlarla çevrili bu Ortaçağ kasabasına büyük kapıdan giriş yapmadan önce arabamızı surların dışında bulunan park alanına park ettik. Park ücretinin saati 1,5€.

Masalsı Toskana ovalarına karşı kahvaltı

Caffe Giardino

Adres: Viale Roma 17, Outside S. Giovanni Gate, 53037 San Gimignano, İtalya

Kahvaltı yapmak üzere kasabanın giriş kapısının yakınlarındaki Caffe Giardino’ya girdik. Burası küçük, samimi ve ev gibi bir cafe fakat en can alıcı kısmı içeri girer girmez tam karşınızdaki küçük pencereden gözüken Toskana manzarası güneşle birlikte birden sizi sarıveriyor. Son derece güler yüzlü ve orta yaşlı kadına 2 cappuccino ve 2 kruvasan siparişi verdikten sonra küçük pencerenin önüne gidip nefes kesici Toskana manzarasına bir kez daha hayran kaldım. Çocuk müşterilerinin boyamalarıyla kaplı duvarlarını izleyip, masada bulunan gazetelerin görsellerine baktık. Ben hiçbir şey anlamasam da gittiğim şehirlerde gazete karıştırmayı çok severim :) San Gimignano’ya gelmişken bu samimi cafede bir şeyler içmeden dönmeyin derim. 2 kahve ve 2 kruvasan için sanıyorum 7€ gibi bir ücret ödedik.

Kasabanın tarihi çok eski zamanlara dayanıyor…

Bir efsaneye göre San Gimignano’un tarihi milattan önce 63 yılına dayanıyor. Roma Cumhuriyetini yıkmayı amaçlayan Catilina’nın suikast planına karışan Muzio ve Silvio adında iki kardeş bu olaydan kurtulmak için Valdelsa bölgesine kaçıyor ve daha sonraları San Gimignano’nun gelişimine çok büyük katkısı olan Mucchio ve Silvia kalelerini inşaa ettiriyorlar.

Bu kasabada zaman durmuş gibi…

Surlardan içeri girdiğimizde tarihler 2015 yılını değil 14. yüzyılı gösteriyordu. Büyük kare taşlarla kaplı sokakta henüz hiçbir dükkân açılmamıştı. Sokaklar boş ve sessizdi. Üzerinde yürüdüğümüz Via S. Giovanni sokağı boyunca karşılıklı şarap mahzenleri, ev yapımı makarna satan dükkânlar ve şarküteriler vardı. Toprak rengindeki taş binaların arasında hayranlıkla yürürken San Gimignano’un en güzel meydanı olan Piazza Della Cisterna çıktı karşımıza. Ortaçağ döneminde soyluların evleri ve kuleleri ile çevrelenmiş dikdörtgen şeklindeki bu meydanda dondurmacılar, cafeler ve restoranlar bir de San Gimignano’yu tepelerden izleyeceğiniz Torre Grossa isimli bir kule var. Adını meydanda bulunan tarihi su kuyusundan alan Piazza Della Cisterna meydanında sabahın erken saatleriydi ve meydanda hummalı bir çalışma vardı. Cafe, restoran sahipleri ürün sevkiyatlarını yapıyor dondurmacılar taze meyveleri doğruyordu. Meydanda bulunan taş kaldırımlara oturup biraz bu hazırlığı izledik.

Dünyanın en lezzetli dondurması bu kasabada!

Galeteria Dondoli

Adres: Piazza della Cisterna, 4, 53037 San Gimignano, İtalya

2006 ve 2009 yılları arasında Dünya dondurma şampiyonu seçilen Galeteria Dondoli bu zamana kadar hayatımda yediğim en lezzetli dondurmayı yapıyor. Sabahın 9’u olmasına rağmen dondurma alıp yürümeye karar verdik. Dondurmacının duvarları dünyaca ünlü insanların dondurma ustası ile çekildiği fotoğraflarla dolu. İçeri girdiğimizde mis gibi çilekler küçük küçük doğranıyordu. Çilekleri doğrayan İtalyan çocuk zeytinli dondurmayı tavsiye etse de ben tercihimi mango ve orman meyvelerinden yana kullandım ve bu zamana kadar yediğim şey dondurmaysa bu ne dedim :)

Kasabanın ikinci büyük meydanı…

Sabah sabah dondurma elimizde Piazza della cisterna meydanındaki üstü kapalı geçidi kullanarak kasabanın ikinci büyük meydanı Piazza del Duomo meydanına yürüdük. Bu meydan San Gimignano halkı için dini ve politik olaylarda toplanılan bir meydanken Piazza della cisterna meydanı sokak sanatçılarının performanslarını sergilediği ve açık hava pazarların kurulduğu bir meydan olma özelliği taşıyor. Piazza del Duomo meydanında kasabanın en büyük katedrali ve soylulara ait saraylar bulunuyor.

Güzel kulelerin San Gimignano’su…

San Gimignano kasabası ismini güzel kulelerinden alıyor. Kasabanın uzun ismi “San Gimignano delle Belle Torri” yani “güzel kulelerin San Gimignanosu”.

Deniz seviyesinden 334 metre yüksekte bir tepeye kurulu bu kasaba yüksek kuleleri ile ünlü. 14. yüzyılda yapılan 72 kuleden günümüze sadece 13 tanesi kalmış. O dönemin insanları zenginliğin ve gücün göstergesi olarak kule inşaa ettirirmiş. Ortaçağ’da malzemenin kazılarak elde edilmesi ve kasabaya getirilmesi çok maliyetli olduğundan böyle kuleleri sadece soylu zenginler yaptırabiliyormuş. Giriş katının atölye, birinci katın yatak odası olduğu bu kulelerde mutfak yangın olmasına karşın en üst katlarda yer alırmış.

En yüksek kuleyi yaptıranın en zengin olduğu düşünülürmüş. Kasabanın görünümünü etkilediği için belediye tarafından bu kadar yüksek kule yapımına izin verilmeyince soylular çareyi yan yana fakat daha alçak ikiz kule yapmakta bulmuş. Bu kasabaya Ortaçağ’ın Manhattan’ı denilmesinin sebebi işte bu kuleler.

Zamanın adeta durduğu bu kasabada haritayı çantamıza kaldırıp ayaklarımız bizi nereye götürdüyse o yöne doğru gittik. Toprak rengindeki taş evlerin dış yüzü rengarenk çiçeklerle süslenmişti adeta. Saatlerimiz öğleni gösterirken sokaklarda hala kimsecikler yoktu. 14. yüzyıldan günümüze bu denli korunarak gelen bu Ortaçağ kasabasına hayran olmamak mümkün değil. Masalsı Toskana manzarasını bir kez daha izlemek üzere Rocca di Montestaffoli tepesine doğru tırmandık.

Taş merdivenlerden tırmanarak çıktığımız Rocca di Montestaffoli enfes bir Toskana manzarası sunuyor. Şehri çevreleyen surların duvarına oturduk ve günümüze kadar ulaşmış 13 kuleyi izledik, Toskana manzarasına bakıp bize sunduğu anlar için teşekkür edip Bolonya’ya doğru yola koyulduk.

Kasabadan ayrılmadan önce bir kez daha dondurma yemek üzere Galeteria Dondoli’ye gittik ve bu sefer İtalyan çocuğun tavsiyesine kulak verip zeytinli ve ricotto peynirli dondurma yedim. Zeytinli dondurmanın içinde büyük büyük zeytinler vardı ve böyle enfes bir tadı olduğuna inanamadım! Çok beğendiğimi yüzümdeki ifadeden anlayan çocuk “hayatta her şey dengeli yapıldığı sürece kötü diye bir şey yoktur” dedi. Aklımda çocuğun söyledikleri, elimde zeytinli ve peynirli dondurmamla kasabanın kapısından çıkarken öğlen olmuştu ve bir turist kafilesi kasabaya doğru yürüyordu…

San Gimignano’da yapmadan dönme;

  • San Gimignano’yu tepeden izlemeden
  • San Gimignano Vernaccia isimli beyaz şarabı içmeden
  • Galeteria Dondoli’den dondurma tatmadan
  • Daracık sokaklarda yürümeden
  • Caffe Giardino’da bir şeyler içmeden
  • Ortaçağ’ın ruhunu yaşamadan dönmeeeee :)

Bir sonraki yazım Bulgaristan’dan Sofya

Toskana köyleri yazım için tıklayınız.

Dünya benim evimi facebooktan ve instagramdan takip edebilirsiniz.

Dünya benim evimden sevgiler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir