Skip to main content

Kızıl Şehir: Bolonya

İtalya’nın en iyi korunmuş şehirlerinden biri olan Bolonya, Kızıl Şehir,  yani “Bologna la rossa” olarak ün salmış. Bolonya mimarisi Ortaçağ örnekleriyle dolu ve kırmızının her tonunun kullanıldığı yapılar İtalyanların bu şehri Kızıl Şehir olarak adlandırmasında büyük rol oynamış fakat bunun diğer bir sebebi ise Bolonya’nın sosyalist bir tarihinin olmasından kaynaklanıyormuş.

Bolonya, kırmızının her tonunu bulabileceğiniz mimarisinin yanı sıra batı dünyasının en eski ve en ünlü üniversitesi olan Bolonya Üniversitesi’ne de ev sahipliği yapıyor. Bu sebepten ötürü şehirdeki öğrenci nüfusu oldukça fazla.

İtalyan mutfağının başkenti sayılan Bolonya “Bolonez sosun, tortellini ve mortadella” nın doğduğu şehir. Fakat Bolonya’nın güzelliği bununla da bitmiyor. Şehrin her yeri, her noktası, abartmıyorum her köşesi Porticolarla çevrili. Öyle ki şehirdeki porticoların toplam uzunluğu 45 kilometreyi buluyormuş. Portico, sarnıç demek ve Bolonya porticoları ile ünlü bir şehir. Dünyanın en uzun porticosu tabiki Bolonya’da…

Bolonya’da neler yaptık?

Birlikte anılar toplayacağımız, bize bir ilki yaşatacak olan Smart’ımızı otoparkta bulup hemen navigasyonun çalışıp çalışmadığına baktık. Evren bizden yanaydı! Navigasyon çalışıyordu! İlk başta navigasyona rağmen birazcık kaybolduk ama sonra şehir merkezindeki otoparkı kolaylıkla bulduk.

Bolonya’da bir günümüz vardı ve otele gidip vakit kaybetmemek için şehir merkezindeki Piazza VIII. Agosto otoparkına aracı bıraktık. Otoparkın saati 2€.

Araç parkı ile ilgili önemli bilgiler:

  • Avrupa’nın birçok şehrinde olduğu gibi Bolonya’da da şehir merkezine araç ile giriş yasak ve eski şehre araç ile girmeniz durumunda mahsur kalmanın yanı sıra ağır cezalar da ödemek zorunda kalabilirsiniz.
  • ZLT (ZONA TRAFFICO LIMITATO) tabelasını gördüğünüz sokağa sakın girmeyin. Bu bölgeler trafiğe tamamen kapalı sokaklar. “Şu araba neden girdi, ben de girerim” diye düşünmeyin çünkü bu bölgelere sadece belediye tarafından izni olan ve genellikle bu bölgede yaşayan kişiler girebiliyor. Cezası şehirden şehre değişmekle birlikte minimum 100€.
  • Cadde üzerinde park sadece caddenin sağ tarafına yapılabilir.
  • Sarı renk ile işaretlenmiş park alanları sadece engelli kişilerin kullanımı için.
  • Yeşil renk ile işaretlenmiş park alanlarına hafta içi saat 08:30 ile 09:30 ve öğlen 14:30-16:00 arasında park yasak!
  • Beyaz renk ile işaretlenmiş park alanları ücretsiz.
  • Mavi renk ile işaretlenmiş park alanları ise ücretli. Ne kadar süre kalacak iseniz makinadan o kadar saatlik ödeme yapıp biletinizi aracın camına koymalısınız ve aracınızın iç camındaki saat göstergesine geliş saatinizi ayarlamalısınız. Eğer 1 saatlik bilet alıp 2 saat kalırsanız cezası var. Bu yüzden kalmayı planladığınız saatten 1 saat fazla ödeme yapmanızda fayda var. Bunu şu yüzden diyorum biz 2 saat kalırız dediğimiz yerlerde hep daha fazla kaldık ve sonra koştur koştur park alanına dönüp ekstra ödemeyi yaptık.
  • Renklerle işaretlenmiş bu park alanlarında ödemeler saatlik yapılıyor. Fakat kapalı ve açık otopark seçenekleri de var. Oralarda günlük ödemeler de yapılabiliyor. Günlük ortalama park ücretleri 15€ olarak düşünebilirsiniz.

Görmeden dönme

  • Via dell’ Indipendenza | Özgürlük Caddesi

Havaalanından aldığımız şehir haritasında daha önce aldığımız notlara göre bir rota oluşturduk ve Bolonya’yı keşfetmeye via dell’ Indipendenza’dan başladık. Porticoların cadde boyunca sağlı sollu uzandığı bu cadde daha çok alışveriş caddesi. Yerel butiklerin, bilindik İtalyan moda markalarının bulunduğu bu cadde üzerinde aynı zamanda yapımı 1141 yılına uzanan Metropolitana di San Pietro Kilisesi – Bolonya Katedrali var. Indipendenza’da henüz yürümeye başlamıştık ki sağanak yağmur başladı. Bardaktan boşalırcasına yağıyordu ve daha önce böyle yağmuru Londra’da bile görmemiştik. Gezi Parkı döneminde dağıtılan poşet yağmurluklardan birini iyi ki son anda çantama atmışım. Hemen geçirdim üstüme yağmurluğu ve sağanak yağmura rağmen şehri gezmeye devam ettik.

  • Piazza del Nettuna | Neptun Meydanı & Piazza Maggiore | Büyük Meydan

İtalya’nın her şehri irili ufaklı meydanlarda dolu. Bolonya’nın en önemli ve en renkli iki meydanı; Piazza del Nettuna ve Piazza Maggiore. Bu iki meydan aslında tek bir meydan içinde birbirine komşu ve Bolonya’nın en ünlü kilisesi, belediye binası, çeşmesi, kütüphanesi bu meydanda.

  • Fontana di Nettuno | Neptun Çeşmesi

Fontana di Nettuno uzun uzun seyredilip incelenmesi gereken bir çeşme. O yüzden kendinize meydanda bir kaldırım bulup oturun ve sürpriz detaylarla dolu bu çeşmeyi dikkatlice izleyin. Çeşmenin ana karakteri denizler, depremler ve atlar tanrısı Neptun ve elindeki üç başlı mızrak. Neptun’un sol kolunun açıp uzatmasının anlamı ise deniz ve suları kontrol edip hareketsiz hale getirmek istemesi. Neptun’un hemen altında, köşelere yerleştirilmiş ve balık tutan çocuk heykellerini görebilirsiniz. Çocuk heykellerinin hemen altında ve yine köşelerde yer alan üst kısmı insan, alt kısmı balık olan dört heykel bulunuyor. Bu heykeller çeşmenin yapıldığı dönemde dünyanın dört büyük nehri olan Ganj, Nil, Amazon ve Tuna nehirlerini ifade ediyor. Aynı zamanda Papa’nın gücünü ifade eden Neptun Çeşmesi İtalyanlar için oldukça önemli.

  • Basilica di San Petronio | San Petronio Bazilikası

Dünyanın en büyük 15. Kilisesi olan San Petronio 2002 yılında 5 kişi tarafından havaya uçurulmak istenmiş fakat İtalyan polisi tarafından yakalanmışlar. 2006 yılında yine aynı saldırı tehdidi yaşanmış. Bu saldırı planlarının sebebi ise 15. yüzyılda Giovanni da Modena tarafından resmedilen bir duvar resminin Hz. Muhammed’i cehennemde yanarken resmetmiş olması… Kilisenin içine girseniz de olur girmeseniz de. Bizim vaktimiz vardı ve girdik. Son derece sade bir bazilika. İçeride fotoğraf çekmek yasak olduğu için bahsi geçen görseli googledan bulup kullandım.

  • Palazzo del Podesta

Palazzo del Podesta’yı ben çok sevdim ve akşam saatlerinde mutlaka uğramanızı tavsiye ediyorum. Biz gittiğimizde Sezar kostümlü üniversite öğrencileri eğlenmeye başlamıştı bile! Çok iyi korunmuş tarihinden ötürü Bolonya’da her köşe adeta tarihten bir sahne tadında. Bu tarihin içindeki genç nüfusun bu eğlence şekli ise yine şehre çok uygun :)

Bu sarayın bir de sihirli bir noktası var. Piazza Maggiore’den giriş yaptığınızda biriniz sağ tarafta kalan kolunun diğeriniz ise o kolonun sol çaprazındaki kolonun dibine gidin. Sırayla biriniz kulağını kolona dayasın ve diğeri de konuşsun. Kolondan gelen sesi duyunca şaşıracağınızdan eminim :)

  • Palazzo Comunale

Bolonya belediye binası olan Palazzo Comunale’de Rönesans dönemine ait zengin tabloları görebilirsiniz.

  • Sala Borsa

Günümüzde kütüphane olarak kullanılan Sala Borsa zamanından şehrin Borsa binasıymış. Zaten adı da oradan geliyor. İçeride wifi olduğunu bilmenizde fayda var :)

  • Le Due Torri: Asinelli & Garisenda | İkiz Kuleler

Eğer sadece Pisa kulesinin eğri olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz :) Eğik kule konusu İtalya’nın birçok şehrinde karşılaşabileceğiniz bir konu tıpkı Ortaçağ’dan günümüze gelebilmiş Asinelli ve Garisenda kuleleri gibi. 498 basamağı, küf kokusuyla birlikte çıkıp Bolonya’da bir de tepeden bakmak isterseniz Asinelli kulesi tam da bunun için :) Peki ben o 498 basamağı çıktım mı? Hayır :) Bu kulelerle ilgili bir bilgi daha paylaşayım. Halk arasında kuleye çıkan öğrencinin hiçbir şekilde mezun olamayacağına dair bir inanış varmış. Batıl inancınız varsa bunu da bir yere not edin derim.

  • Venedik Penceresi | La finestra Venezia: Via Piella 18 numara

Piella 18 numarada uzayıp giden bir duvara açılmış bir pencere var. Adına Venedik Penceresi demişler, önce neden böyle demişler acaba diye düşünürken pencereyi görünce baya şaşırıyorum. Bu minicik pencereden bakıldığında kendinizi Venedik’teymişsiniz gibi hissediyorsunuz. Meğer Bolonya’nın altından birçok kanal geçiyormuş. Bu pencere gerçekten değişik, mutlaka görün derim :)

  • Piazza Verdi | Üniversite Bölgesi

Dante, Erasmus ve Kopernik gibi mezunlar veren ve 1088 yılında inşaa edilen Bolonya Üniversitesinin de bulunduğu bu bölge tahmin edebileceğiniz gibi Bolonya’nın en renkli, en canlı, en kalabalık meydanı. Biz gittiğimizde akşam olmuştu bile meydan sokak müzikçileri ve ellerinde içkileriyle eğlenen öğrenci grupları ile dolup taşmıştı. Üniversiteye doğru giden sokakların duvarları duvar resimleri ile kaplı. Kobane’yi konu edinen duvar resimlerinin yanı sıra sosyalist içerikli duvar resimleri de vardı. Bolonya Üniversitesinin Felsefe ve Edebiyat fakültesini gezdiğimizde gerçekten şaşırdım. Sosyalizm sempatisini duvar resimleri ve afişlerle çok net görebileceğiniz bir yer, burayı da mutlaka görülecekler listenize alın.

Tadına bakmadan dönme

Yazıya girerken bahsettiğim gibi Bolonya İtalyan mutfağının başkenti. Buraya kadar gelmişken Bolonez soslu makarna yemeden dönmeyin. Menülerde bolonez sosu boşuna aramayın çünkü Bolonyalılar ona “ragu” diyorlar.

  • Trattoria Anna Maria 7 via delle belle arte

Şimdi size Bolonya’nın en lezzetli Bolonez soslu makarnasını yiyeceğiniz yeri söylüyorum; İtalyan Maması, Anna Maria’nın restoranı. Akşam 19:00 ile 22:00 saatlerinde açık olan bu restoranda yemekleri Maria yapıyor ve restorandaki her şey ev yapımı. Daha çok İtalyanların tercih ettiği bu restoranda biz yarım karaf house wine, tortellini, ragu ve tiramisu yedik. O kadar lezzetliydi ki! Bi’ ara tabağımda makarna gören garson yanıma gelip vücut dili ve İtalyanca “ eğer tabağını bitirmezsen Maria seni keser” diyince hepsini yaladım yuttum :) Tek tiramisu siparişi verip iki kaşık istediğinizde şaka ile karışık maalesef mümkün değil diyorlar ama tabi ki getiriyorlar :) Rezervasyon yapmanızda fayda var…

  • La Stanze  1. Via Borgo di San Pietro

16. yüzyıldan kalma kilisede hizmet veren bu bara bayıldım! Mistik havası, mekanın zamanında kilise olduğu gerçeği, lezzetli appretivolar derken bir bellini söyledim ve günün yorgunluğunu bu enfes barda attım. Kesinlikle gitmenizi tavsiye ediyorum.

İtalyan rüyamızın kuzey ülkesi Bolonya adeta bir açık hava müzesi tadındaydı. Tarihi sokakları, lezzetli yemekleri, renkli meydanları ve kültürel zenginlikleriyle Bolonya mutlaka görmeniz gereken İtalyan şehirlerinden sadece bir tanesi…

İtalyan rüyası yazımı okumak için tıklayınız

Bir sonraki yazım zamanın durduğu, dünyanın en güzel şehirlerinden Venedik…

Sevgiler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir